YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/15274
KARAR NO : 2007/1298
KARAR TARİHİ : 14.02.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici
Mahkemesi Sıfatıyla)
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.12.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil olmadığı takdirde tazminat davalı-karşı davacı … vekili tarafından verilen dilekçe ile de elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine karşı davanın kabulüne dair verilen 05.04.2006 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı-karşı davalı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 06.02.2007 günü yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı-karşı davalı … vekili Av. … ile karşı taraftan davalı davacı … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildidrildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yüklenicinin temliki suretiyle kazanılan kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek satış bedelinin tahsili, karşı dava ise, tapuya dayalı elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Mahkemece şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil isteminin reddine, satış bedeli olan 60.000.00 YTL nin davalı yükleniciden tahsiline, karşı davacının elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne, 4540.00 YTL ecrimisil tutarının davacı ve karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hüküm davacı ve karşı davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz davalılardan ….., İnşaat Limited Şirketi ile arsa sahipleri arasında biçimine uygun düzenlenen 27.02.1997 günlü arsa payı
devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca inşa edilen (A) bloktaki 12 numaralı bağımsız bölümdür. Yüklenici ….., İnşaat Limited şirketi ile tüm arsa sahiplerinin katılımı sonucu düzenlenen 20.05.1997 günlü paylaşma sözleşmesine göre yükleniciye bırakılmış, her ne kadar kurulan kat irtifakında arsa sahiplerinden davalı …..,adına tapuda kayıtlı ise de, ondan sağlanan vekaletnameyle yüklenici şirket tarafından diğer davalı …’e tapuda 22.08.2002 tarihinde satılmıştır.
Eldeki davada davacı ve karşı davalı … yüklenici ile düzenlenen 27.05.2001 günlü adi yazılı temlik sözleşmesine dayanarak tescil isteminde bulunmuştur.
Tüm dosya kapsamından 12 numaralı bağımsız bölümde 2002 yılından beri davacı …’ün oturduğu anlaşılmaktadır. Davalı ve karşı davacı … 22.08.2002 tarihinde bağımsız bölümü tapuda satın almış, şahsi hak sahibi …’ün 22.12.2003 tarihinde dava açmasından sonra 26.04.2004 tarihinde ihtarname göndererek taşınmazdan tahliyesini istemiştir.
Tanık beyanlarından ise, bağımsız bölüme kayden malik olan davalı ve davacı …’ün dava konusu yeri mülk edinmesine rağmen gelip görmediği, bağımsız bölümün 26.04.2004 olan ihtarname tarihine kadar davacı yanca kullanılmasına karşı koymadığı anlaşılmaktadır.
Davalılardan …., İnşaat Limited Şirketinin temsilcisi olan …., 14.01.2005 günlü keşif tutanağına geçen beyanında, taşınmazın gerçekte şahsi hakkın temliki suretiyle davacı ve davalı …’e satıldığını, yüklenici şirketin diğer davalı …’ün kardeşi olan İmdat Ummak’dan bir miktar borç para aldığını, alınan borç paraya karşılık …..,’ın teminat olarak daire tapusu devrini istediğini, çekişme konusu bağımsız bölüm ile başka yerlerdeki bazı taşınmazların teminat maksadıyla talep edilmesi ve onun istemesi üzerine davalı Muazzez’e devredildiğini, borç paranın ödenmesine rağmen …..,’ın devraldığı daire tapularını iade etmediğini ifade etmiştir.
Bütün bunlardan ayrı her ne kadar davalı … dava konusu taşınmazı Almanya’da çalışarak sağladığı birikimler ve arabasını satarak iyiniyetle aldığını savunmuşsa da, kendisine satışın vekalet verdiği … Uzun tarafından şirketin vekili …, marifetinde yapıldığı 22.08.2002 olan satış tarihinden sonra da davacı ve karşı davalı …’nin oturmakta olduğu taşınmaza ihtarnamenin gönderildiği 26.04.2004 tarihine kadar ilgilenmediği sabittir.
Diğer yandan, davalı şirket yetkilileri hakkında kamu davası açılmak üzere Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunulmuş, takipsizlik kararı verilmiş ise de, yazılı emir yoluna başvurulması üzerine itirazı reddeden mahkeme kararının bozulduğu görülmektedir. Dosya kapsamından davalılar hakkında gerek Cumhuriyet Savcılığı’nca, gerekse kamu davası açılmışsa, mahkeme tarafından ne gibi bir işlem yapıldığı anlaşılamamaktadır.
Mahkemece, … bir sonuca ulaşmak için, somut olayın sadece tapu sicilinin mülkiyet hakkı sahibine sağladığı hakka bakarak değerlendirilmemesi, aksine dosyadaki tüm deliller tarih sırasına göre incelenip bir karar verilmesi gerekir. Gerçekten, Türk Medeni Kanunun 1023. maddesi hükmünce tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımının korunması gerekirse de, yasanın 1024. maddesi gereğince bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişinin tescile dayanma olanağı yoktur. Yasadaki ve uygulamadaki deyimiyle bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan ve hukuki sebepten yoksun bulunan tesciller yolsuz tescil sayılacağından hakkı zedelenen üçüncü kişinin iyiniyetli olmayan malike karşı doğrudan doğruya şahsi hakka dayanması mümkündür. O yüzden eldeki davada davalı …., İnşaat Limited Şirketi ile diğer davalı ve karşı davacı … arasındaki hukuki işlemin gerçek nedeni üzerinde yeterince durulmalı, dosyada iddia edilen olaylar mevcut delil durumuna göre değerlendirilerek davalı ve davacı …’ün davacı ve davalı …’e yüklenici tarafından yapılan satış işlemini bilen veya bilmesi gereken bir kişi olup olmadığı ayni hakkı yolsuz olarak kazanıp kazanmadığı hususu duraksamaya yer vermeyecek şekilde açığa kavuşturulmalıdır.
Bundan ayrı, davacı ve karşı davalının dolandırıcılık iddiasıyla Cumhuriyet Savcılığı’na şikayette bulunduğu, takipsizlik kararının Yargıtay’ca bozulduğu görüldüğünden, davalı şirket ya da diğer davalı hakkında ceza mahkemesinde kamu davası açılıp açılmadığı taraflardan sorulup saptanmalı, kamu davası açılmış ve eldeki davanın taraflarına ilgilendiriyorsa her ne kadar ceza mahkemesinin beraat kararı hukuk hakimini bağlamazsa da ceza mahkemesinin mahkumiyete ilişkin maddi olayı belirleyen kararı Borçlar kanunun 53. maddesi uyarınca hukuk hakimini bağlayacağından, bu davanın sonucu izlenerek ceza mahkemesi dosyası mevcut diğer delillerle değerlendirilmelidir.
Mahkemece bütün bu yazılanlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Kabule göre de;
Davacı ve karşı davalı … çekişme konusu A. Blok 12 numaralı bağımsız bölümde yükleniciden 27.05.2001 tarihinde temlik aldığı şahsi hakka dayanarak oturmaktadır. A blok 12 bağımız bölümü kullanması haksız değil, sözleşme hükmüne dayalı olduğundan ecrimisil ödeme borcu tapu maliki davalı ve karşı davacının gönderdiği 26.04.2004 günlü ihtar tarihinden başlar. Bu yönün gözden uzak tutularak ecrimisilin daha öncesi bir tarihten hesaplattırılıp hüküm altına alınması yanlıştır.
Öte yandan; mahkemenin yargılamaya son verdiği 05.04.2006 günlü duruşma tutanağına geçirilen kısa kararda 4540 YTL ecrimisilin davacı ve davalı …’den alınarak davalı ve karşı davacı …’e verilmesine karar verildiği yazılı ise de, sonradan yazılan gerekçeli kararda bu hususta bir hüküm kurulmamış, böylelikle kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır. 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme kararı uyarınca kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olması mutlak bozma nedeni sayılmıştır.
Karar yukarıdan beri sayılan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 500.00 YTL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı-karşı davalı …’e verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 14.2.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.