Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/15488 E. 2007/2232 K. 06.03.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/15488
KARAR NO : 2007/2232
KARAR TARİHİ : 06.03.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 1.2.2001 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; tapu iptali tescil isteminin reddi ile tazminata hükmedilmesine dair verilen 20.9.2006 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili, duruşmasız temyizi ise davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 6.3.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı ve vekili ile davalı … ve vekili gelmedi. Karşı taraftan davalı … geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, 8.3.1984 tarihli satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazın tapusunun iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı, zamanaşımı savunmasında bulunmuş, ayrıca sözleşmenin ifasının imkansızlığını savunmuştur.
Mahkemenin davayı zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verdiği kararın Dairemizce bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama sonucu, sözleşmenin ifa olanağının kalmadığı gerekçesiyle sadece bedele hükmedilmiş, bu karar taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacının temyiz itirazlarına gelince;
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir Kaynağını Borçlar Kanunu’nun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanunu’nun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanunu’nun 706 (önceki Medeni Kanunun 634) ve Noterlik Kanunu’nun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaad alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Medeni Kanunun 716 (önceki Medeni Kanun 642) maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Somut olayda da davacı, 8.3.1984 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile, davalı …’den 1943 tarihli ve 43 sıra numaralı taşınmazda murisinden intikal edecek olan 1/27 pay karşılığı, sınırlarını da gösterilerek kendisine teslim edilen 255 metrekare yeri satın almıştır. Dava konusu yer kadastro tespiti sonucu 26 parsel numarasını alan taşınmaz hükmen davalı ve müşterekleri adına tescil edilmiş ve ifraz sonucu da davalı …’nin payı 15 parsel numaralı taşınmaz kapsamında kalmıştır. Yargılama aşamasında davalı … taşınmazı oğlu …’ye satmış, dava satın alan kişiye de yöneltilmiştir.
Burada çözümlenmesi gereken sorun, davacıya satılan yerin miktarı ve sözleşmenin ifa olanağının bulunup bulunmadığıdır. Sözleşme içeriği incelendiğinde 26 sayılı kadastro parseline revizyon gören 1943 tarihli ve 43 sıra numaralı tapu kaydında davacıya satılan yerin sınırları gösterilmiş ve bu yerin karayolu sınır taşından güneye 17 metre ölçülerek, 17×15 ebatlarındaki yerin satıldığı anlaşılmaktadır. Satılan yer daha sonra ifraz ile 15 parsel sayılı taşınmaz kapsamında satıcı davalı adına tescil edildiğine ve belirlenebilir nitelikte olduğuna göre sözleşmenin ifa olanağı vardır. Satılan yerin ifraz sırasında bir kısmının yolda, bir kısmının da taşınmaz üzerinde yapılmakta olan bina altında kalmış olması ifa olanağının ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Davalı …’nin yargılama aşamasında sözleşmeye konu yeri oğlu …’ye satması mahkemenin de kabulünde olduğu gibi, davacıya karşı edim yükümlülüğünü yerine getirmekten kaçınma amacını taşımaktadır. O halde mahkemece yapılacak iş, satışa konu müstakil imar parseline dönüşmüş yerde davacıya satılan yerin belirlenebilir nitelikte bulunduğu, ifraz sırasında kanundan kaynaklanan belediye lehine yapılan terklerin oranına göre 255 metrekare yere isabet edecek miktarın saptanarak, bu oranda 255 metrekareden indirim yapılarak kalan miktar üzerinden dava konusu taşınmazda davacıyı paydaş kılmak olmalıdır. Tüm bu yönler üzerinde durulmadan değişik gerekçelerle sözleşmenin ifa olanağının kalmadığından bahisle bedele hükmedilmesi doğru değildir. Karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde yatına iadesine, 6.3.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.