Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/15497 E. 2007/1391 K. 15.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/15497
KARAR NO : 2007/1391
KARAR TARİHİ : 15.02.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 7.9.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 8.8.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
1994 yılında yapılan kadastro sırasında 150 metrekare yüzölçümündeki 22 parsel sayılı taşınmaz 21.10.1975 tarih 38 ve 30.9.1986 tarih 82 numaralı tapu kayıtları ile davacı … ve Zekeriya Özdemir adlarına tahdit ve tescil edilmiştir.
22 parsel sayılı taşınmazın maliklerinden … gerçekte taşınmazın 500 metrekare yüzölçümünde olduğunu, miktar eksikliğinin sınırdaki 23 ile 24 parseller arasındaki yol bölümünde kaldığını, bu yerlerin tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tescilini dava etmiştir.
Mahkemece 22 parsele ilişkin kadastro tespitinin iptalini bilirkişinin 27.06.2005 tarihli krokisinde A, B, C ve D harfleri ile gösterilen 499.21 metrekare yüzölçümlü alanın 22 parsel maliki davacı ile diğer malikin mirasçıları ve 23 parsel kayıt malikleri adlarına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü davalılardan Maliye Hazinesi temyiz etmiştir.
Dava, tapuya dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacının dayanağı tapu kaydı olduğu için dayanak tapuların bütün geldi kayıtları ile birlikte getirilmesi, bu arada harita krokisi bulunup bulunmadığının saptanması gerekir. Zira tapu kayıtlarının kapsamı Türk Medeni Kanunun 719 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi uyarınca öncelikle harita ve krokisine göre belirlenir. Mahkemece 22 parsel revizyon kayıtları ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile ve varsa harita ve krokisi ile getirilmediğinden öncelikle bu eksiklik giderilmelidir. Bunlar sağlandıktan sonra yerinde keşif yapılmalı, harita düzenleyecek teknik elemanla yöreyi iyi bilir yerel bilirkişiler bulundurulmalı, eğer taşınmazın krokisi varsa ve uygulanabilir nitelikte ise kapsamı buna göre belirlenerek kadastro paftasına işaretlenmelidir. Dayanılan tapu kaydı bir haritaya bağlı değil ise veya mevcut haritanın uygulama yeteneği yoksa o zaman tapu kayıtlarının ilk tesisinden başlanmak üzere sınırları yerel bilirkişilere tayin ettirilmeli, kayıtlarındaki her sınır yerel bilirkişiye sorulup arz üzerinden tespit edilmeli, gerekirse kayıt sınırları hakkında açıklayıcı doyurucu bilgi alınmalı, yine gerektiğinde komşu taşınmazların sağlanacak tapu kayıtlarından sınır belirlemede yararlanılmalıdır. Bütün bu uygulamalar sırasında sınırların değişebilir nitelikte olduğu saptanıp veya uygulanan kayıtlar kısmen veya tamamen dava konusu taşınmazı kapsamazsa kaydın kapsamı değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek üzere miktarına göre tayin edilmelidir. Bütün bunlardan sonra keşifteki bilgiler Yargıtay denetimi için teknik bilirkişinin düzenleyeceği rapora işaret ettirilmelidir.
Mahkemece yapılan uygulama ve araştırma yukarıdan beri sayılan yönteme uygun olmadığından davacının tapu kaydının bilirkişinin düzenlediği 27.6.2005 günlü krokideki A, B, C ve D harfli bölümleri kapsadığı düşünülemez.
Diğer taraftan, davacının krokide A harfi ile gösterilen ve 25 parselin çap kaydı içinde kalan bölüm ile yine krokide C harfi ile gösterilen ve yol olarak kadastro paftasına işaret edilen bölüm hakkında açtığı bir dava yoktur. Kaldı ki dava 25 parsel sayılı taşınmaz kayıt maliklerine de yöneltilmemiştir. Mahkemenin dava olmadığı halde krokideki A ve C harfli bölümlere ilişkin istemi hüküm altına alması HUMK.nun 74.maddesindeki taleple bağlılık kuralına aykırı olmuştur.
Diğer taraftan, davada 22 parsel sayılı taşınmaz dava konusu yapılmamış, aksine dava 22 parsel malikleri tarafından açılmıştır. O yüzden 22 parselin kesinleşmiş geometrik ve hukuki durumunu bozarak bu parsel ile 23 parsel ve kuzeydeki yolun şuyulandırılması suretiyle tapuya tescil olanağı bulunmamaktadır. Şayet sonradan yapılacak uygulamada dayanılan kaydın 23 parseli kapsadığı saptanırsa o parsel kaydının iptal ve kayıt malikleri adına tesciline, bu parselin kuzeyindeki bir kısım yol bölümünün de kayıt kapsamında kaldığı belirlenirse o bölümünde ancak ayrı bir parsel numarası verilerek, yine dayanan kayıt malikleri adlarına tescili hükmolunabilir.
Kabul şekli bakımından mahkemenin 22, 23 ve kuzeydeki krokide D harfi ile gösterilen bir kısım yol bölümünü 22 parselin kesinleşmiş sicilini de bozmak suretiyle şuyulandırarak davacı … davalılar adına tesciline karar vermesi Yasaya aykırıdır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.2.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.