Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/1781 E. 2006/3210 K. 21.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1781
KARAR NO : 2006/3210
KARAR TARİHİ : 21.03.2006

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 4.1.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 1.11.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır.Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit
gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir. Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir. Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;Davacı, 313 parsel sayılı taşınmazı yararına davalıya ait 312 parsel sayılı taşınmazda fiilen yol olarak kullanılan kısımdan geçit hakkı kurulması isteğinde bulunmuştur.
Davalı, geçit hakkının davacının istediği kısımdan verilmesinin mümkün olmadığını ancak başka bir kısımdan geçit hakkı verilmesini kabul ettiğini belirtmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 313 parsel yararına davalıya ait 312 parselde … renkle gösterilen kısımdan geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.Mahkemece, yukarıda açıklanan ve geçit hakkı kurulması davalarında gözetilmesi gereken ilkelere uygun bir inceleme ve araştırma yapılmadığı anlaşılmıştır.Şöyle ki; Davacıya ait taşınmaz yararına geçit kurulabilecek tüm alternatifler değerlendirilmediği gibi, kurulan geçit 312 parsel sayılı taşınmazı ikiye bölmektedir. Geçit hakları kurulurken sınırdan yola ulaşma olanağı varsa taşınmazın ekonomik ve geometrik bütünlüğünü bozmayacak şekilde sınırı
takip eden seçeneklerin belirlenmesi ve yolun tespitinde en kısa değil en az zarar verecek seçeneğin saptanması gerekir.
Mahkemece, tüm bu hususlar ve yukarıda içeriği açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle, geçit hakkına konu olabilecek tüm alternatifler saptanarak ve davalının geçit hakkı verilmesine ilişkin beyanı da değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Kabule göre de;Davanın niteliği gereğince, yargılama harç ve giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerekirken davalıya yükletilmesi ve davacı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine 21.3.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.