Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/2182 E. 2006/3209 K. 21.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2182
KARAR NO : 2006/3209
KARAR TARİHİ : 21.03.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.12.2004 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 21.9.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Böyle bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan herbirinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırkende aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Ayrıca, davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
… de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, dava konusu taşınmazlarda müşterek paydaş olan murisleri … kızı … ve …’nin soyisimlerinin tapu kayıtlarında yazılı bulunmadığını belirterek nüfus kayıtlarına göre “… ve …” olarak yazılması isteğinde bulunmuştur.
Davalı davanın reddi savunmuştur.
Mahkemece, davanın kanıtlanamadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm kurmaya yeterli değildir. Düzeltilmesi istenen tapu kayıtlarına ait kadastro tespit tutanakları içeriğine göre taşınmazlar, Mayıs 1316 tarih 7 nolu, Haziren 1324 tarih 35 nolu, Mart 1337 tarih 15 nolu, Temmuz 1950 tarih 5 nolu, Temmuz 1959 tarih 6 nolu, Şubat 1962 tarih 3 nolu, Şubat 1962 tarih 7 nolu tapu kayıtlarına istinaden 1050 hissesi … mirasçıları adına tespit ve tescil edilmiştir. Tutanak içeriğine göre, davacı murisi … kızı, … ise … kızı olarak belirtilmiş olup aynı şekilde tescil edilmiştir. Mahkemece kadastro tespit tutanaklarında belirtilen dayanak tapu kayıtları getirtilmemiş, tapu maliki olduğu belirtilen kişilerin dededen itibaren (amca, dayı, teyze ve halaları ile onlarında mirasçılarını gösterir) nüfus aile kayıtları getirtilip tutanak içeriği ile karşılaştırılmamış, tapu malikleri ile isminin düzeltilmesi istenilen kişiler arasındaki bağlantı sağlanmamış, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde kayıt maliki (… kızı ve … kızı) … ile … kızı … ile aynı ismi taşıyan başka kişilere ait nüfus kaydının bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Belirtilen eksiklikler giderilerek ve yukarıda açıklanan ilkelerde gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 21.3.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.