Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/2400 E. 2006/3568 K. 27.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2400
KARAR NO : 2006/3568
KARAR TARİHİ : 27.03.2006

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 10.8.2005 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda isim düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
… de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı dava konusu 135 ve 226 parsel sayılı taşınmazlarda “…” yazılı adının nüfus kaydına uygun olarak “…” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, 135 parsel sayılı taşınmazın malik hanesinin “…” olarak düzeltilmesine, 226 parsel sayılı taşınmaz hakkında ise kesin hüküm bulunması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, davacı kararı temyize getirmiştir.
Davanın reddedilen kısmı yönünden; bir taşınmazın hükmen tescil edilmiş bulunması, o tescilde maliklere ait kimlik bilgilerinde hataya düşülmediği anlamına gelmez. Yargılamalar sırasında gerek dava dilekçesine ve gerekse belgelere geçirilen isim ve kimlik bilgilerinde hatalar olmasına rağmen davanın taraflarınca buna ilişkin titizlik gösterilmediğinden mevcut yanlışlıklar önce hükme, sonra da taşınmaz siciline yansırlar, hükmen belirlenen malik ile düzeltme davası ile ortaya konulan malik arasında bir farklılık olması hallerinde bu düzeltmelerin yapılmasında kişisel yararları olduğu gibi kamusal yararlarda vardır. Yapılacak düzeltme ile kesin hükümde belirlenen maliklerin mülkiyet haklarına zarar verecek, onu azaltıp değerden düşürecek herhangi bir değişiklik yapılmayacağından ve kesin hükmün bozulmasından da söz edilemeyeceğinden, sadece sicil hükmen oluşmuş bulunmakla, kesin hükümden söz edilerek davanın reddi doğru değildir
Kabule göre ise; Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmamış, Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır.
Mahkemece dava dilekçesine uygun olarak dava konusu 135 parsel sayılı taşınmazın … veya …a’mı ait olduğu Cumhuriyet Savcılığı vasıtası ile taşınmazın bulunduğu yerden araştırılmalı, taşınmazın bulunduğu yer nüfus müdürlüğünden kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, aynı kimlik bilgilerine sahip bir kişi tespit edilirse bu kişi veya mirasçıları bulunup dinlenilmeli, tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalı, mülkiyet nakline yol açmamak için tapuda kayıtlı kişi ile isim tashihi istenen kişinin aynı kişi olup olmadığını tespit etmek suretiyle, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda sonuca varılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı idare temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.