Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/2433 E. 2006/3550 K. 27.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2433
KARAR NO : 2006/3550
KARAR TARİHİ : 27.03.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 19.8.2005 gününde verilen dilekçe ile yüzölçümü düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davada, 535 parsel sayılı taşınmazın bir kısım malikleri olan davacılar taşınmaz yüzölçümünün gerçekte 18.163 metrekare olduğunu, ancak sicilinde 15.535 metrekare olarak yazıldığını, farklılığın hesap hatasından kaynaklandığını ileri sürerek yüzölçümünün 18.163 metrekare olarak düzeltilmesini istemişler, mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davalı … Sicil Müdürlüğü temyiz etmiştir.
Davadaki istem 5520 Sayılı Kanunla değiştirilen 2644 sayılı Tapu Kanununun 31.maddesine dayandırılmamıştır. Gerçekten anılan hükümle taşınmaz malların yüzölçümü tapu sicilinde yazılı miktardan fazla olup da bu fazlalığın bitişik araziye el uzatmaktan ileri gelmediği ve sınırda bir değişiklik olmadığının kanıtlanması halinde mahkemeden açılacak dava ile yüzölçümünün düzeltilmesini talep etmek mümkündür. Bu davada dava konusu taşınmazın kadastrol çapa bağlandığı tartışmasızdır. Davada kadastrol çapa bağlı taşınmazın yüzölçümü hesabında hata yapıldığı iddia edildiğinden sorunun 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesi çerçevesinde giderilmesi gerekmektedir. Çünkü anılan bu hükme göre taşınmazın orjinal ölçü değerleri ile zemininin uyumlu olması halinde yüzölçüm farklılıklarının kadastronun dayandığı kurallardaki hatalardan kaynaklandığı saptanırsa mülkiyet değişikliğine neden olunmaması koşulu ile bunların düzeltilmesi gerekir. Bu gibi durumlarda ne tür iş ve işlemler yapılacağı ise “Hataların Düzeltilmesi” başlıklı 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesinde gösterilmiştir. buna göre; kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemler geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğanhatalar ilgilinin müracaatı veya Kadastro Müdürlüğgünce re’sen düzeltilir. Düzeltme taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan 30 gün içerisinde düzeltmenin kaldırılması yönünde Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açılmadığı sürece yapılan düzeltme kesinleşir. Bir başka anlatımla ifade etmek gerekirse geometrik durumları kesinleşen taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hataları giderecek mercii doğrudan mahkeme değil Kadastro Müdürlükleridir. Hak sahipleri öncelikle Kadastro Müdürlüklerine başvuracak, yanılgının giderilmesi buradan isteyecek, şayet düzeltme yapılırsa ilgililerine tebliği üzerine dava 30 günlük süre içerisinde Sulh hukuk Mahkemesine açılacaktır. Somut olayda anlatılan prosedüre uyulmamış 3402 sayılı Kadastro Kanunun 41. maddesindeki düzeltmenin yapılması doğrudan Asliye Hukuk Mahkemesinden istendiğinden açılan dava reddolunmalıdır. Mahkemece önüne getirilen sorunun değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek davanın yazılı olduğu şekli ile kabulü doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ. Temyiz olunan kararın açıklanan nedenle BOZULMASINA, 27.3.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi