Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/2498 E. 2006/3262 K. 21.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2498
KARAR NO : 2006/3262
KARAR TARİHİ : 21.03.2006

MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 6.7.2005 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.1.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı, doğum tarihleri gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Böyle bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan herbirinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırkende aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Ayrıca, davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı dilekçesinde parsel numaralarını bildirdiği taşınmazlarda değişik paylara sahip murisi babası “… …’in” adının “…” olarak yazılı olduğunu bildirerek bunun nüfus siciline uygun biçimde düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece taşınmaz başlarında keşif yapılması uygun görülerek bu yolda ara kararı oluşturulmuş, davacının kesin süreye soruya rağmen ücret yatırmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu tür davalarda nelerin yapılması zorunlu olduğu az yukarıda gösterilen ilkelerle belirlenmiştir. Toplanacak tüm deliller verilecek karar hususunda mahkemeye kesin bir kanaat bahşetmemesi halinde keşif ile kesin bir sonuca varılacak ise elbette ki keşif gerekli olacaktır. Somut olayda taşınmazların kadastro yoluyla tapuya bağlandıkları anlaşılmaktadır. Bunların tutanak örnekleri ile varsa gitti kayıtları dosyaya getirtilip düzeltme istenen kişiye ait kaydın hangi işlemle oluştuğu tespit edilerek bu işlemlere katılan kişilerden sağ olanlar mahkemeye çağırılarak dava konusu açıklanmak suretiyle bilgileri alındıktan ve .. Köyü nüfus sicilinde kayıtta . oğlu … .” adında birisinin kayden mevcut bulunup bulunmadığı sorulmak ve bulunuyor ise kayıt örneği dosyaya konulmak ve bu delillerin de toplanmasından sonra olumlu ya da olumsuz bir karar vermede yine de kuşkuya düşülüyor ise keşifle kuşkunun nasıl giderileceği davacıya açıklandıktan sonra keşfe karar verilmeli ve davacıya düşen görevler ve sayılıp hatırlatıldıktan sonra yerine getirilmemesi halinde davanın reddine karar verilmelidir. Yukarıda sayılanlar yerine getirilmeden ve ne için keşfe gidileceği de açıklanmadan keşif ücreti yatırılmadığı nedeniyle davanın reddi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 21.3.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.