Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/2732 E. 2006/6773 K. 13.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2732
KARAR NO : 2006/6773
KARAR TARİHİ : 13.06.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 22.04.2002 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.07.2005 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 13.06.2006 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av…., karşı taraf davacılar vekili Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kaynağını Borçlar Kanunu’nun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanunu’nun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanunu’nun 706 (önceki Medeni Kanunun 634) ve Noterlik Kanunu’nun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaad alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Medeni Kanunun 716 (önceki Medeni Kanun 642) maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Somut olayda, davacı gerçek kişiler biçimine uygun düzenlenen 26.4.1996 tarihli taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayanarak 1056, 1058, 1059 parsellerin tamamının 1055 parselin 9607 m2 1057 parselin ise 10.000 m2 kısımlarının adlarına tescilini talep etmişlerdir.
Mahkemece dava konusu yapılan taşınmazların tamamının davacılar adına paylarına göre tesciline yanlar arasındaki sözleşmenin 7. maddesi uyarınca taşınmazların tescil tarihleri itibariyle doğacak her türlü vergi, harç, satış ve diğer ortaya çıkacak masrafların davacılar tarafından karşılanmasına davacıların davalı şirketteki hisselerinin davalı şirketin yetkili temsilcisine teslimine karar verilmiş, hükmü taraflar temyiz etmiştir.
1-Hükmü temyiz dilekçesine verdiği cevapla temyiz eden davacılar vekili gerekli temyiz harçlarını yatırmayarak temyiz süresini geçirdiğinden davacılar vekilinin temyiz isteminin reddine,
2-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
3-Yanlar arasındaki 26.4.1996 tarihli taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinin «karşılıklı vecibeler» başlıklı 3.ncü maddesinde davacıların sahibi bulundukları toplam 12 hissenin davalı şirkete veya şirketin tayin edeceği üçüncü şahıslara başka bedel alınmaksızın biriken yıllık karlarla birlikte devredileceği, buna karşılık dava konusu parsellerin satışının vaad edildiği yazılıdır. Türk Ticaret Kanununun şirketin kendi hisse senetlerini satın alması başlıklı 329.ncu maddesi uyarınca «şirket, kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi rehin olarak da kabul edemez. Bu senetlerin temellükü veya rehin alınması neticesini doğuran akitler hükümsüzdür.» Anılan hüküm gereği davalı anonim şirketin kendisine ait hisseleri bedel olarak kabul ederek taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi düzenlemesi olanaksızdır. Mahkemece davacıların davalı şirkette sahip oldukları hisselerin davalı şirketin yetkili temsilcisine teslim koşuluyla tescil kararı verilmesi bu nedenle doğru değildir. Ancak; sözleşmede davacılara ait şirket hisselerini sadece davalı şirkete değil, davalı şirketin göstereceği başka şahıslara da devir edilebileceği hükmü bulunduğundan, davalı şirketin devre yetkili kıldıkları üçüncü şahısların kimler olduğu sorulup saptanmalı gösterilirse tescil onlar adına yapılmalıdır. Mahkemenin Türk Ticaret Kanunun 329.ncu maddesindeki amir hükmü gözardı ederek yazılı şekilde hüküm kurulması bu nedenle doğru olmamıştır.
Yukarıda sözü edilen sözleşmenin 7.nci maddesinde «arazi değerlerinde anonim şirket adına oluşacak tüm vergi, harç, tapu masrafı v.s her türlü resmi giderler zamanında Akçoralar tarafından şirkete ödenecektir» hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm doğrultusunda davacıların tescil talebinde bulunabilmesi için sözleşme uyarınca ödemesi gereken tüm vergi, harç, tapu masrafı ve diğer tüm giderlerin ne olduğunun belirlenmesi, bunun da Borçlar Kanunun 81.nci maddesi gereğince hükümden evvel davacılar tarafından depo ettirilmesi gerekir. Mahkemece her ne kadar kararın hüküm fıkrası 2.nci bendinde masrafların davacılar tarafından karşılanması hüküm altına alınmışsa da bilirkişi incelemesi yaptırılarak bir belirleme ortaya konmadığından, kurulan hükmün mevcut haliyle infaz olanağı yoktur. Bundan ayrı dava dilekçesinde 1055 parselin 9607 m2 si, 1057 parselin 10.000 m2 lik kısmının tescili istenmiş iken talebin aşılması suretiyle her iki parselin de tümüyle davacılar adına tesciline karar verilmesi HUMK.nun 74.ncü maddesine aykırı olmuştur.
Karar açıklanan bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1) bentte yazılı nedenlerle, davacıların temyiz itirazlarının süre yönünden REDDİNE, (2) bentte yazılı nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) bentte yazılı nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 450.00 YTL Yargıtay duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınıp, davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 13.6.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.