YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2784
KARAR NO : 2006/3966
KARAR TARİHİ : 04.04.2006
MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.5.2005 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna dayalı meni müdahale ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.10.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava komşuluk hukukuna aykırı davranışların giderilmesi istemiyle açılmıştır. Gerçekten Türk Medeni Kanununun “komşu hakkı” başlıklı 737.maddesinde, anılan kanunun mülkiyet hakkını kullanma yetkisini belirleyen 683.maddesine sınırlama getirilmiş ve bu hükümle taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkiler kullanılırken, özellikle de işletme faaliyeti sürdürülürken malikin komşularını etkileyecek taşkınlıklardan kaçmakla yükümlü olduğu vurgulanmıştır. Yasanın 737.maddesindeki taşkınlıktan amaç, komşuların olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesiyle taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek … ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında taşınmazın bulunduğu yerin, kullanma amacının, niteliğinin konuya ilişkin düzenlemelerin eğer yasal boşluk varsa mahalli örf ve adetlerin gözönünde tutulması gerekir. Kısaca denilebilirki taşkın kullanım sayılan fiilin hukuka aykırı olması bu fiil ile bir zarar meydana getirilmesi ve zararla taşkın kullanım arasında illiyet bağı bulunması hallerinde o taşınmaz malın komşuluk hukuku ilkelerine aykırı kullanılması sözkonusudur. Bu gibi davalarda sadece idari mevzuata bakılarak hükme varmak doğru sonuç vermez. Az yukarda sözü edildiği, üzere konuya ilişkin düzenlemeler ile birlikte genel bir kural olan komşuluk hukukunun genel ilkelerine de bakılmalı, her somut olayı özelliğine göre tarafların yarar-zarar dengeleri değerlendirilerek sonuçlandırılmalıdır.Bu kısa açıklamalardan sonra olaya dönüldüğünde;Tarafların komşu oldukları, davalının bir kısım küçük baş hayvan beslediği iki adet av köpeği bulunduğu, Çevre Sağlığı Teknikeri bilirkişi raporu ile sabittir. Ancak iddiaya göre başlangıçta beslenen küçükbaş hayvan sayısı 40-50 civarındadır. Yine bilirkişi raporuna göre hayvan besiciliği sağlıklı koşullarda yapılmamaktadır. Bu davranışların çevre ve insan sağlığına zarar vermesi kuvvetli olasılıktır. Mevcut olgular koku ve sinek oluşumunu tetiklemektedir. Rapordaki bu alıntılar değerlendirildiğinde ortada taşkın kullanım sayılan fiilin hukuka aykırı olduğu ve bundan bir zararın meydana geldiği, zarar ile taşkın kullanım arasında illiyet bağının bulunduğu açık- seçik görülmektedir. Bu durum komşular arası hoşgörü sınırını aşacak derecede komşu olan davacıya rahatsızlık verecek boyuttadır. Esasen hayvan besiciliği yapan davalının hayvancılık işletmelerinin Kuruluş, Çalışma ve Denetleme Usulü hakkındaki yönetmeliğin 5/a maddesince bu faaliyetini sürdürebilmesi için oluşan katı, sıvı atık ve artıklarının çevre ve toplum sağlığına zarar vermeden hijyenik şartlara uygun bir şekilde izale, bertaraf ve tahliyesini sağlaması ve bunu sağlar bir sistem kurması zorunludur. Davalı bu sistemi kurmadığı sürece bilirkişinin saptadığı davranışları komşular arası hoşgörü sınırını aşan komşu sağlığına aykırı tutum ve davranışlar olduğundan Mahkemece davalının taşınmazında komşuluk hukukuna aykırı şekilde hayvan beslemek sureti ile çıkardığı muarazanın menine karar verilmesi yerine infazı olanaklı olmayacak şekilde davanın kabul edilmiş olması doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın yatırana iadesine, 4.4.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.