YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2855
KARAR NO : 2006/6770
KARAR TARİHİ : 13.06.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.02.2004 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.11.2005 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 13.06.2006 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Av…., karşı taraf davacı vekili Av….geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davada, 27.6.1973 tarihli makbuz karşılığı bedeli ödenerek davalılar miras bırakanından satın alınan kooperatif payı karşılığı 5845 ada 50 parseldeki 560 m2 yüzölçümlü taşınmazın tescili istenmiştir.
Davalılar vekili tarafları bağlayan resmi bir sözleşme bulunmadığını davacının dayandığı makbuzun satış vaadi sözleşmesi de olmadığını ayrıca on yıllık zamanaşımı geçtiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, satış her ne kadar biçim koşuluna uyularak yapılmamışsa da, dava konusu taşınmazda 1973 yılından beri davacının oturduğu saptandığından, davalılar ve miras bırakanının ferağa yanaşmaması hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilmiş ve istem kabul edilmiştir.
Hükmü davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dosya kapsamından davalılar miras bırakanı Nebahat Suçin’in dava dışı Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü nezdinde kurulan kooperatife üye olduğu, dava konusu 50 parsel sayılı taşınmazın S.S.K. Genel Müdürlüğünün satışı üzerine 26.6.1973 tarihinde davalılar murisi adına tescil edildiği, 27.6.1973 gününde noterden düzenlenen makbuz başlıklı belge ile bu parselin satışına karşılık 150.000 TL nin davacı … vekili tarafından davalılar miras bırakanına ödendiği, aynı tarihte satışın sağlanması bakımından murisin davacının eşi …’i vekil tayin ettiği, dava dışı kooperatife üyelik için başvuran davacının davalılar miras bırakanının üyelikten istifa etmesi üzerine kooperatif yönetimince üye olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Görülüyor ki; taraflar arasındaki hukuki işlem tapulu bir taşınmazın satış işlemi değil kooperatifteki üyelik payının devri işlemidir. Her ne kadar Borçlar Kanunun 213, Türk Medeni Kanununun 706. maddeleri hükmünce tapulu taşınmazın mülkiyet devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerliği resmi biçim koşuluna bağlı ve kamu düzeninden olan bu hükümler karşısında Türk Medeni Kanununun 2. maddesindeki dürüst davranma kuralından bahsetme olanağı yok ve mahkemenin davanın kabulü için ortaya koyduğu gerekçe yasaya uygun değil ise de, az yukarıda sözü edildiği üzere davadaki istemin kooperatifteki pay devrine dayalı olması ve pay devrinin herhangi bir biçim koşuluna bağlı olmaması davacıya yapılan pay devri işleminin de kooperatif yönetimince kabul edilmiş olması, bu tür davalarda zamanaşımının ferağ umudunun kalmadığı tarihte başlayacağının ilke olarak uygulamada kabul edilmiş bulunması nedeniyle çekişmeli parselin davacı adına tesciline karar verilmesi sonuç olarak doğrudur.
Yapılan yargılamaya toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile sonuç olarak usul ve yasaya uygun hükmün HUMK.nun 438/son maddesince GEREKÇESİ DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, 450.00 YTL Yargıtay duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, 13.6.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.