YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2935
KARAR NO : 2006/4311
KARAR TARİHİ : 13.04.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 7.7.2005 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 24.11.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemi ile 7.7.2005 tarihinde Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmıştır. Mahkemece, sözleşme ile konut satışı yapıldığı bu nedenle de Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması hakkındaki yasada değişiklik yapan 4822 sayılı Yasanın 3/c maddesi ile “konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar” tüketicinin korunması hakkındaki yasa kapsamına alınmıştır. Aynı yasanın 23.maddeleri uyarınca tüketicinin korunması hakkındaki yasa uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıkların Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Ancak somut olayda, 13.6.1987 tarihli biçimine uygun düzenlenmiş gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayanılmıştır. Gerçekten, bu sözleşme ile taşınmaz maliki tek katlı biriket binanın satışını vaad etmiştir. 4077 sayılı Tüketicinin Korunmasına ilişkin Kanununun 3/f maddesi hükmünce, kanun kapsamında kalan “satıcı” kavramına ticari veya mesleki faaliyetleri nedeniyle tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişiler girer. Adına kayıtlı taşınmazı satan ve yasanın aradığı anlamda “satıcı” olmayan taşınmaz maliki bu kavram içinde kalmaz. Bu nedenle de tapuda arsa niteliği ile kayıtlı ve üzerinde konut bulunan taşınmazın tescili için açılan davanın tüketici mahkemesinde değil, genel mahkemede görülmesi gerekmektedir. Sözleşmede satımı vaad edilen dava konusu taşınmazın 50 milyon lira değerinde olduğu yazılıdır. Az yukarıda söylendiği üzere dava 7.7.2005 tarihinde açılmış, mahkemeden hukuki himaye bu tarihte talep edilmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanununun 16.maddesince “müdahalenin men’i, tescil, tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri nazara alınarak” harç alınır. Mahkemelerin görev konusunu düzenleyen HUMK.nun 1.maddesi gereğince de görev dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tespitinde davanın açıldığı gündeki değerin esas tutulması gerekir. Diğer yandan taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı davalar münhasıran Sulh Mahkemelerinin görevini tayin eden 8.madde kapsamında da değildir. Bütün bunlar dışında gerek harç sorununun, gerekse görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasızdır. Böyle olunca mahkemenin görevi belirlenirken sözleşmede yazılı değere bakmamak eldeki davanın gayrimenkulün aynına ilişkin tapu iptali ve tescil davası olduğu düşünülerek dava konusunun davanın açıldığı gündeki değeri keşfen belirlenerek görevli mahkemeyi tayin etmek gerekmektedir. Yüksek Hukuk Genel Kurulu’nun 29.3.2006 gün ve 2006/14-91-115 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Mahkemece açıklanan tüm bu hususlar gözetilerek, genel mahkemede görülmesi gereken davada dava değerine göre görevli olup olmadığını belirlemesi gerekirken, yazılı şekilde tüketici mahkemesinin görevli olduğundan söz edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 13.4.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.