YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/320
KARAR NO : 2006/2883
KARAR TARİHİ : 14.03.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 16.7.2003 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 8.4.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yanlar arasındaki 1.4.1999 başlangıç tarihli hasılat kira sözleşmesinin eylemli ve haksız feshi nedeniyle kira süresi içinde kullanılmayan iki yıl üç gün için mahrum kalınan kar kaybı zararının tahsili istemiyle açılmıştır.
Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, kararı davalı kiralayan temyiz etmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden işletmenin 1.4.1999 tarihli sözleşme ile 5 yıllık süre için davacıya kiralandığı bir yargı kararına dayanılmaksızın kira dönemi içinde davalı tarafından 20.6.2001 tarihinde tahliye ettirildiği, davacının davalı aleyhine açtığı zilyetliğin iadesi davasının hükmen lehine sonuçlandığı mahkeme kararının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, mecurun 23.6.2003 tarihinde yeniden davacı kiracıya teslim edildiği anlaşılmaktadır. Böylelikle davacı kiracı kiralanandan kira dönemi içindeki 20.6.2001 -23.6.2003 tarihleri arasında davalıdan kaynaklanan nedenlerle yararlanamamıştır. Ortaya çıkan fiili durumdaki kusurun davalıda olduğu yargı kararı ile sabittir. Bu açıklamalar karşısında, davacı kiracı sözü edilen dönem içerisinde mahrum kaldığı kar kaybı zararını davalı kiralayandan talep edebilir.
Eldeki davada tüm sorun, iki yıl üç günlük dönem içerisindeki istenebilecek kar kaybının ne olacağı, kar kaybı zararı bulunurken izlenmesi gerekin yolun ne olduğu noktasında toplanmaktadır. Burada davalının hukuka aykırı davranışı nedeniyle davacının mal varlığındaki ilerde meydana gelecek
çoğalmadan davacı yoksun kaldığından bilirkişinin kar kaybı zararını varsayıma dayalı olarak yapmasında yanılgıdan söz edilemez. Ancak, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda varsayıma dayalı davacının net işletme hasılatı bulunmuş fakat bu hasılattan kıyasen Borçlar Kanununun 325.maddesi uygulanarak davacının çalışmadığı dönemdeki yapması gerektiği halde yapmayarak tasarruf ettiği (işçilik, elektrik, su vs. giderler) ve boş kaldığı süre içerisinde başka işten sağlayarak veya sağlamaktan kasten kaçındığı değerlerin ne olabileceği bulunarak düşülmemiştir. Zira davacı kiracının talepte haklı olduğu kar kaybı zararı kiralanan işletmenin net karı olmalıdır. Mahkemece tüm bu yönler üzerinde durulmadan teknik olan konuda yukardaki hususları içeren ek rapor alınmaksızın davanın kısmen kabul edilmesi doğru olmamış kararın açıklanan bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ. Yukarıda yazılı nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 14.3.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.