Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/3252 E. 2006/7531 K. 27.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3252
KARAR NO : 2006/7531
KARAR TARİHİ : 27.06.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 10.6.2002 gününde verilen dilekçe ile ölünceye kadar bakma akdinin iptali, birleştirilen karşı davada ise ölünceye kadar bakma akti uyarınca tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen 22.11.2004 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı karşı davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 27.6.2006 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı-karşı davalılar vekili Av. …geldi, karşı taraftan duruşmasız temyiz eden davalı-karşı davacı … gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin ehliyetsizlik nedeniyle iptali karşı dava ise iptali dava konusu yapılan sözleşmeye dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tescil istemi pay tanınmak suretiyle kabul edilmiş, sözleşmenin iptali istemi ise reddedilmiş, hükmü asıl davanın davacısı temyiz etmiştir.
1-Davranışlarının eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirme ve ayırt edebilme kudreti bulunmayan bir kimsenin kendi iradesiyle hak kazanma, borç altına girebilme ehliyetinden bahsedilemez. «Ayırt Etme Gücü» başlıklı Türk Medeni Kanunun 13. maddesinde yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biri ile akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkesin bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahip olduğu hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan anılan yasanın 15. maddesi gereğince de kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiileri hukuki sonuç doğurmaz. Görülüyor ki; yukarıda sözü edilen yasa maddelerinin ışığı altında olaya yaklaşıldığında bir kimsenin ehliyetinin tespiti gerek şahıs ve gerekse mamelek hukuku bakımından son derece önemlidir.
Somut olaya gelince; gerek asıl davada gerek karşı davada ileri sürülen noterde düzenlenme 13.2.2001 tarihli sözleşmenin yapıldığı tarihte 1325 doğumlu olan tarafların ortak miras bırakanı 92 yaşındadır. Anılan sözleşmeyle maliki bulunduğu 89 parsel sayılı taşınmazın 7000 m2 yüzölçümündeki bölümünü tescil davasının davacısı … …’a temlik etmiş, sözleşmenin yapıldığı tarihten 45 gün sonrada vefat etmiştir. Asıl davada bakım alacaklısının hukuki ehliyete sahip olmadığı ileri sürüldüğüne göre yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda bakım alacaklısının hukuki ehliyete sahip olup olmadığı yöntemince incelenmelidir. Bu konuda ehliyetin varlığına delalet eden ve mahalli sağlık ocağından tek tabip tarafından düzenlenen rapor yeterli sayılmaz. O yüzden ehliyete ilişkin tarafların tüm delillerinin toplanmalıdır. Uygulamada ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait varsa tedavi gördüğü Sağlık Ocağı ve hastanedeki raporlar hasta müşhade kâğıtları, film grafikleri sağlanmakta ayrıca bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlarla akıl zayıflığı arasında yakın bağ olduğundan ve bu gibi hallerde ehliyetin varlığını veya yokluğunu bildirmek uzmanlık işi bulunduğundan, bildirilirse tarafların tanıkları dinlenmekte, bundan sonra ehliyet konusunda adli tıp görüşüyle bir sonuca ulaşılmaktadır. Mahkemece açıklanan doğrultusunda iş ve işlemler yapılmadan ölünceye kadar bakım sözleşmesi alacaklısının ehliyete sahip olduğu kabul edilmek suretiyle davaların yazılı biçimde sonuçlandırılması doğru olmamış, kararın açıklanan bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Yukarıdaki bozma nedenine göre karşı davacının hükme yönelttiği temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerekmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle, asıl davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yararına BOZULMASINA, 2. bent uyarınca karşı davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 450.00 YTL vekâlet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalılara verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının yatıranlara iadesine, 27.6.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. Başkan