YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3398
KARAR NO : 2006/4432
KARAR TARİHİ : 17.04.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 20.6.2004 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda
genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacılara ait 66 parsel numaralı taşınmaz için davalının 35 parsel numaralı taşınmazından geçit hakkı kurulması istemiyle dava açılmış, davalı davanın reddini savunmuş, yerel mahkeme 17.10.2005 günlü bilirkişi krokisinde 1.alternatif olarak gösterilen yeşil kalemle işaretli kısımdan 66 parsel lehine 35 parsel aleyhine geçit hakkı kurulmasına karar vermiştir.
Ne var ki, verilen hüküm usul ve yasaya uygun değildir. Şöyle ki;
1-Toplanan delillere ve dosya münderacatına göre davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Her ne kadar karara esas alınan fen bilirkişisi …’ın 17.10.2005 günlü raporunda 1.nolu alternatif olarak gösterilen yeşil boyalı güzergahın eninin 3 metre olduğu yazılı ise de krokide 66 parselden 35 parsele girişte yolun genişliği 3.5 metre olarak göründüğü gibi bu yolun 35 parsel sayılı taşınmaz içindeki genişliği de gerek kuzey-güney ve gerekse doğu-batı
doğrultusunda 3.5 metre olarak işaretlenmiştir. Krokide yeşil boyalı yolun yalnızca 36 parsel köşesinden başlayıp 35 parsel içersinde 49 parsele parelel şekilde devam eden kısmı 3 metredir. Bu durumda 35 numaralı parselin yeşil boyalı kısmında tesis edilen geçit hakkının genişliğine ilişkin olarak raporda yazılı 3 metre ifadesi ile krokide yazılı ölçüler çelişmektedir. Bu çelişki giderilerek yol genişliğinin 3 metre mi, yoksa 3.5 metre mi olduğu kesin olarak açıklattırılmadan, şayet yol genişliği 3.5 metre ise tarım alanlarında nihayet bir tarım aracının geçebileceği genişlik olan 2.5-3 metre eninde geçit hakkı kurulabileceği hususu göz önünde tutularak bunun sebebi açıklanmadan 3.5 metre eninde geçit hakkı kurulmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle,
1- Davalının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
2- 2.bentte yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.4.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.