YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3411
KARAR NO : 2006/7530
KARAR TARİHİ : 27.06.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 28.7.2001 ve 11.1.2002 gününde verilen dilekçeler ile temliken tescil, mümkün olmadığı takdirde bina bedelinin tahsili istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 22.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 27.6.2006 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Av. … geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Birleştirilerek görülen davalar Türk Medeni Kanununun 724.maddesine dayanılarak açılmış temliken tescil ikinci kademedeki istek ise; bina bedellerinin tahsiline ilişkindir.
Mahkemece davacıların temliken tescil istemleri oluşması zorunlu sübjektif koşul yerine gelmediğinden, ikinci kademedeki istek olan yapı bedelinin tahsili talebi de davacıların iyiniyetli olmamaları nedeniyle reddedilmiş, hükmü davacılar temyiz etmiştir.
Davacılar, imar uygulaması sonucu 26398 ada 2 parsel sayısını alan 21.1.2002 günlü krokide yeşil ve … ile boyalı olarak gösterilen yapı yerlerini davalı …’nin eşinden haricen satın aldıklarını buraya yapılan yapıların zemini olan arsadan daha değerli olduğunu iddia ederek Türk Medeni Kanunun 724. maddesine dayanıp temliken tescil talebinde bulunmuştur.
Gerçekten, Türk Medeni Kanunun 724. maddesiyle mülkiyet hakkını düzenleyen yasanın 718. maddesine bir istisna getirilmiş ve zemin ile üzerindeki yapı arasındaki bağlantı kesilerek bazı koşulların varlığı halinde binanın yer aldığı zeminin bina maliki adına tesciline olanak sağlanmıştır. Bunun için aranan en önemli koşullardan birisi de yapıyı kendi malzemesi ile yapan kişinin inşaatın başından bitimine kadar iyiniyetli olması başka bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğunu ya da 5.7.1944 tarih 12/26 sayılı
İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı üzere mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesidir. Uygulama ve doktirinde bu unsura «sübjektif koşul» denilmektedir. Her ne kadar davacılar davalı …’ye ait 2 parsel üzerindeki binaların ondan ya da eşi olan kişiden haricen satın aldıklarını iddia etmişse de bu iddia yöntemince kanıtlanmamıştır. Keşidecisi davacılar olan çek ve bononun tanzimi haricen satın alma iddiasını kanıtlamaya yeterli değildir.
Mahkemece bu olgu gözedilerek öncelikli istem olan temliken tescil talebinin reddedilmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur.
Davacıların ikinci kademedeki istekleri olan tazminat talebine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mülkiyet sahibi olan davalı Türk Medeni Kanununun 718. maddesinin kendisine tanıdığı yetkiye dayanarak mülkiyet hakkına vaki elatmanın önlenmesini ve davacılara ait yapıların kal’ini dava etmemiştir. Davalıya ait 26398 ada 2 parselde davacıların yapıları bulunmaktadır. Hal böyle olunca, arazi sahibi olan davalıdan malzeme sahibi olan ve malzemelerinin sökülüp alınmasına olanak bulunmayan davacılar malzeme sebebiyle uygun bir tazminat ödemesini isteyebilir (Türk Medeni Kanunun m.723). Davacıların iyiniyetli olup olmamalarının tazminatın kapsamının tayininde önemi vardır. Mahkemece davacıların iyiniyetli olmadıklarından sözedilerek ikinci kademedeki istemlerinin yasaya uygun olmayan nedenlerle reddi doğru olmamıştır.
Eksik araştırma ve incelemeyle ve yasaya uygun düşmeyen bazı nedenlerle, bu istemin de reddedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 450.00 YTL Yargıtay duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, peşin harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 27.6.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.