YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3424
KARAR NO : 2006/4777
KARAR TARİHİ : 24.04.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.11.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mera olarak sınırlandırılan taşınmazın daha sonra dava dışı belediye adına özel mülk olarak tescil edildiği; belediye tarafından da tapuda üçüncü kişilere satıldığı, öncesi mer’a olan çekişmeli yerin özel mülkiyete konu etmeyeceği iddiası ile tapu iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yasa gereği davacının açılan davadan vazgeçmiş sayılmasına, karar kesinleştiğinde davacı tarafından yatırılan taşınmazın emlak ve rayiç bedelleri toplamının yarısı olan 4.872.50 YTL.nin davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükmü taraflar temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre, davacı Hazinenin temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Davalının temyiz itirazlarına gelince;
4342 sayılı Mer’a Kanununun geçici 3. maddesinde 5334 sayılı kanunla değişiklik yapılmış, yasa 3.5.2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
5334 sayılı kanunla yapılan değişiklikten sonra 4342 sayılı Mer’a Kanununun geçici 3. maddesi “Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen, imar planları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera olarak kullanımı teknik açıdan mümkün olmayan yerlerin ot bedeli alınmaksızın tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri yapılır. Ancak bu nitelikteki taşınmazlardan ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescilleri bedel talep edilmeksizin aynen devam eder. Bunlar hakkında Hazinece dava açılmaz. Açılmış davalardan vazgeçilir. Hazinece bu nitelikteki taşınmazlar hakkında ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları aleyhine açılan davalar sonucunda Hazine adına tesciline veya mer’a olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen, kesinleşen ve henüz tapuda işlemleri yapılmamış olan taşınmazlar hakkında da aynı hüküm uygulanır.
Birinci fıkrada nitelikleri belirtilen taşınmazlardan Hazine adına tescil edilmesi gerekirken doğrudan gerçek ya da özel hukuk tüzel kişileri adına tescil edilmiş taşınmazlara ilişkin Hazinece açılan davalardan, taşınmazların emlak ve rayiç bedelleri toplamının yarısı üzerinden hesaplanacak bedelin ilgililerce Hazineye ödenmesi kaydıyla vazgeçilir. Bu hüküm henüz dava açılmamış taşınmazlar hakkında da uygulanır. Evvelce açılan davalardan Hazine adına tesciline veya mer’a olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen ve kesinleşen kararlara konu olan bu nitelikteki taşınmazların tapuları da talep etmeleri halinde aynı esaslara göre önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilir.” şeklindedir. Görülüyor ki, yasanın geçici 3. maddesinin 2. fıkrasında taşınmazların emlak ve rayiç bedelleri toplamının yarısı üzerinden hesaplanacak bedeli Hazineye ödemesi gereken gerçek ya da özel hukuk tüzel kişiler; 1. fıkrada nitelikleri belirtilen taşınmazlardan Hazine adına ve tescil edilmesi gerekirken doğrudan adlarına tescil yapılanlardır. Somut olayda ise, dava konusu taşınmaz önce dava dışı belediye adına tescil edilmiş, ondan bedel ödenmek suretiyle davalı tarafından satın alınmıştır. Davalı yasanın geçici 3. maddesinin 2. fıkrasında sözü edilen adına doğrudan tescil yapılan gerçek ya da özel hukuk tüzel kişisi olmadığından davalının Hazineye bir bedel ödemesi gerekmez. Esasen dava konusu taşınmaz bedel talep edilmeksizin belediye adına tescili gereken yerlerdendir. Hazinenin belediyeden isteyemeyeceği bedeli taşınmazı belediyeye bedel ödeyerek satın alan davalıdan talep etmesi düşünülemez. Her ne kadar, hükmüne uyulan Dairemiz ilamında “… taşınmazın emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı belirlenerek davalıya ödenmesi hususunda önel verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi…” gerektiğinden söz edilmişse de, bozmadan sonra 4342 sayılı Mer’a Kanununun Geçici 3. maddesinde 5334 sayılı kanunla değişiklik yapılarak yeni bir yasal düzenleme getirildiğinden burada usuli kazanılmış haktan da söz edilemez. Hal böyle olunca, mahkemece davalıdan bedel tahsil edilmesizin Mer’a Kanunu’nun geçici 3. maddesinin 2. fıkrası doğrultusunda işlem yapılmalıdır.
Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davacı Hazinenin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. bentte yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 24.4.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.