Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/3769 E. 2006/5429 K. 09.05.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3769
KARAR NO : 2006/5429
KARAR TARİHİ : 09.05.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalılar aleyhine 16.6.2004 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.12.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Medeni Kanunun 706 ve Noterlik Kanununun 89. maddeleri hükmü uyarınca, noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan ve tam iki tarafa borç yükleyen kişisel hak veren sözleşmelerdendir. Vaad alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet geçirim borcu yüklenen satıcıdan, edimini yerine getirmediğinde dava tarihinde yürürlükte bulunan Medeni Kanunun 716. maddesi uyarınca açılacak tapu iptali ve tescil davası ile edimin hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağının bulunması zorunludur. Elbirliği mülkiyetinde (T.M.K. madde 701 ) bir taşınmazda elbirliği ( iştirak halinde ) ortaklardan birinin ortaklık dışı bir kişiye satış vaadinde bulunması halinde sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağı yoktur.
Somut olayda ; Satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazlar tapu kayıtlarına göre elbirliği mülkiyeti rejimine tabi olup davacı … elbirliği ortakları arasında bulunmamaktadır. Davacı, elbirliği ortakları arasında bulunmadığından az yukarıda değinildiği üzere, satış vaadi sözleşmesine dayanarak tescil talebinde bulunamaz. Elbirliği mülkiyetine konu bir taşınmazda ortaklık dışı üçüncü kişiye yapılan satış vaadi sözleşmesi bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olup paylı mülkiyete geçildiği anda sonuç doğuracağından dava şartı henüz oluşmamıştır. Bu nedenle davanın reddi yerine istemin hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Kabule göre de ; Davacı, dava konusu taşınmazların kayıt maliki …..’nin tüm mirasçılarından miras paylarını satın almadığı ve yine davalılardan….’ın yalnızca 534 parsel sayılı taşınmazda kendisine intikal eden miras payını sattığı halde 534, 1799, 1801, 1803 parsel sayılı taşınmazlarda davalıların miras bırakanı Şaziye Beşli’ ye ait payın tamamının davacı adına tesciline karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda yazılı nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 9.5.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.