Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/3815 E. 2006/4884 K. 26.04.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3815
KARAR NO : 2006/4884
KARAR TARİHİ : 26.04.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.1.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 23.6.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteğinin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R

Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin eski; 424 pafta, 3589 ada, 23 parsel, yeni; 13771 ada, 4 parselde yeralan asıl maliki Maliye Hazinesi olan taşınmazın 188 m2 lik kısmına ilişkin olarak Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile bu kısmın müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı … tarafından açılan davanın “celb ve tetkik olunan İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/23 Esas sayılı dosyası ile bu dosyanın tarafları, dava konusu, hukuki ve maddi vakıaları aynı olduğundan aynı konuda aynı gün iki tane dava açıldığı anlaşıldığından, davalı Hazine vekilinin derdestlik itirazının süresi içerisinde yapıldığı görülmekle derdestlik itirazının kabulüne” denilerek, 2005/32 Esas sayılı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemenin davanın açılmamış sayılmasına neden olarak gördüğü “derdestlik itirazı” HUMK.nun 187/5. maddesinde düzenlenmiş ilk itirazlardandır.
HUMK.nun 45/2 maddesi ise davaların ayrı mahkemelerde açılmış olması halinde bağlantı nedeniyle birleştirme talebinin ikinci davanın açıldığı mahkeme önünde “ilk itiraz” olarak ileri sürülebileceğini, birinci davanın açıldığı mahkemenin ilk itirazın kabulüne ve davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra bununla bağlı olduğunu düzenlemekte, aynı maddenin üçüncü fıkrası davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyebilecek nitelikte bulunması halinde BAĞLANTI’nın varsayılacağını dile getirmektedir.
Az yukarıda, belirtildiği üzere derdestlik itirazı nın ilk itiraz olarak kabul edilebilmesi için her şeyden önce süresi içerisinde ileri sürülmesi, bunun yanında davaların taraflarının, dava konusunun, maddi ve hukuki vakıalarının aynı olması gerekmektedir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya döndüğümüzde; gerek İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/32 Esas 2005/275 Karar sayılı, gerekse de İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/23 Esas sayılı dosyalarının davacılarının … davalılarının ise Maliye Hazinesi olması hasabiyle taraflarının, davaların açıldığı tarihlerin 25.1.2005 tarihi olması itibariyle de dava tarihlerinin aynı olduğu açıktır. Kaldı ki; her iki dosyada dava konusu edilen taşınmazların ada ve parsel numaralarının aynı olduğu gözükmektedir. Buna karşın dosyadaki bilgi ve belgelerden İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesin 2005/23 Esas sayılı dosyası üzerinden ikame edilen davanın, davacının …. Caddesi …../5 sokak No:6 İzmir adresinde kaim, tapuda eski; 424 pafta, 3589 ada, 23 parsel, yeni; 13771 ada, 4 parselde yerelan ve asıl maliki Maliye Hazinesi olan arsa üzerine 1978 yılında 96, 80 m2 olarak inşa etmiş olduğu tek katlı yığma meskene ilişkin olduğu, İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/32 Esas, 2005/275 Karar sayılı dosyasındaki dava konusu taşınmazın ise davacı tarafından 02.01.2004 tarihinde İzmir …… Noterliğinin ….. yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine istinaden 1.700.000.000 TL bedelle zilyetliğine geçirdiği taşınmaz olup, toplam 188 m2 lik bir alanı kapsadığı, yani; ortada aynı ada aynı parsel üzerinde yeralmakla birlikte davacının farklı şekillerde zilyetliğine geçrdiği birisi 96.80 m2, diğeri 188 m2 büyüklüğünde iki farklı mesken olduğu iddiası bulunduğundan, her iki davanın tarafları ve dava tarihlerinin aynı olmasına karşın dava konusu olan taşınmazların, dolayısıyla talep ve talep dayanağı olan olayların aynı olup olmadığı yönünde mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan, davalının derdestlik itirazının kabulüyle “davanın açılmamış sayılmasına” karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve hükmün bu sebeplerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.4.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.