Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/3997 E. 2006/5038 K. 01.05.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3997
KARAR NO : 2006/5038
KARAR TARİHİ : 01.05.2006

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 30.11.2005 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı, doğum tarihleri gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Böyle bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan herbirinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırkende aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Ayrıca, davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, 30.11.2005 tarihli dilekçesiyle 1820 parsel sayılı 1060 m2 bağ cinsiyle tapuda … oğlu … Rifat Çınar yazılı murisinin adının nüfus kaydına uygun olarak … oğlu … …. şeklinde düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Tapu kayıtlarının düzgün tutulmasında kamu yararı bulunup, kamu düzenine ilişkin kayıt düzeltme davalarından mülkiyet nakline meydan vermemek için tapu maliki ile adının düzeltilmesi istenen kişinin aynı şahıs olup olmadığının saptanması gerekir.
Dairemizin 27.2.2006 tarihli iade ilamıyla getirtilen davacı murisi…..’ın anne, baba ve kardeşlerini gösterir aile nüfus kaydı ile, dava konusu 1820 parsel sayılı taşınmazın tapulama tutanağı içeriği arasında denetime elverişli bağlantı kurulamadığı görülmüştür.
Bu nedenle, dava dosyası içindeki 1820 parsel sayılı taşınmazın 1955 tarihli tapulama tutanağı içeriğine göre ….. oğlu …’in 1940 senesinde ölümüyle mirasının karısı …. ve evlatları ……. ve …. ve …. ve …. ve …. terkedip harici taksim ile bu parselin … …. hissesine düştüğü ve vergi kaydının 1905 sırasında kayıtlı olduğu belirtilip … oğlu … ….adına tespitin yapıldığı bildirilmiş olmasına göre, mahkemece davacı murisinin anne, baba ve kardeşlerini gösterir aile nüfus kaydı idareden getirtilerek tapulama tutanağı içeriği ile aradaki bağlantının araştırılması, ayrıca şahitlere tapulama tutanağı içeriği açıkça okunarak getirtilecek nüfus kayıtları ile irtibatlı olarak denetime elverişli beyanlarının alınması gerekir. Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, şahitler ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenip keşif yapılarak yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda sonuca varılması gerekirken, yazılı şekilde zabıta tutanağı içeriği ve sadece duruşmada dinlenen şahidin soyut nitelikteki beyanı esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan bu nedenlerle davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 1.5.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.