YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4167
KARAR NO : 2006/5596
KARAR TARİHİ : 12.05.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.2.2005 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.10.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı taşınmazındaki ağaçların serasına gölge yaparak ve her an yıkılma tehlikesi nedeniyle zarar verdiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve ağaçların kesilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ağaçların davalı taşınmazı sınırlarında olup dal ve köklerinin davacı taşınmazına geçmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir. Türk Medeni Kanununun 683. (önceki Medeni Kanunun 618.) maddesi “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” hükmü ile malikin mülkiyet hakkının yasal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir. Anılan Kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “Komşu hakkı” bölümünde yer alan 740. maddesi, başkasının mülküne geçip zarar veren dal ve köklerin, zarar gören mülk sahibi tarafından kesilebileceği hükmünü içermektedir. Bu madde ile de mülkiyetin aşkın kullanımına kısıtlama getirilmiştir. Mülk sahibi bu hakkını kendisi kullanabileceği gibi bu zararın mahkeme aracılığıyla da giderilmesini isteyebilir.
Burada esaslı unsur, zarar görmedir. Mahkemece, davalı taşınmazındaki bitkilerin gölge yaparak ya da köklerin geçmesi nedeniyle, davacı taşınmazında verim kaybının olup olmadığı saptanmalıdır. Zararın varlığının saptanması halinde ise, uzman bilirkişiler aracılığı ile hangi ağaçların (bitkilerin) zarar verdiği, bunların kökünden yada dalları kesilerek mi zararın giderileceği saptanarak, zararın giderim şekli hükümde açıkça gösterilmelidir.
Somut olayda da ağaçların dal ve kökleri nedeniyle davacı taşınmazına zarar vermediği uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanmıştır. Ancak, aynı bilirkişiler ekonomik ömrünü tamamlamış, 18-20 metre boyundaki 50-55 yaşlarındaki ağaçların her an yıkılma tehlikesi taşıdığını, bunun her iki taraf içinde can ve mal güvenliğini tehdit ettiğini de raporlarında bildirmişlerdir. Az yukarıda açıklandığı gibi, Türk Medeni Kanununun 683. maddesindeki mülkiyet hakkına sınırlandırma getirilebileceği şeklindeki düzenlemesi karşısında komşu malikin can ve mal güvenliğini tehdit eden tasarruf hakkının kısıtlanması da olanaklıdır. Çevre için tehlike oluşturan ağaçların kesilmesinde kamu yararının da bulunduğu gözetilerek davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde reddi doğru değildir, karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 12.5.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.