YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4690
KARAR NO : 2006/6250
KARAR TARİHİ : 02.06.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.11.2004 gününde verilen dilekçe ile kiracılığın tespiti ve muarazanın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, hasılat kira ilişkisinden kaynaklanan kiracılık hakkının tespiti ile kiralanana, davalı kiralayanın elatmasının önlenmesi istemleri ile açılmıştır.
Mahkemece, 209 parsel sayılı taşınmazın 14.538 m2 miktarındaki kısmında otopark olarak kullanılmak üzere davacının kiracı sıfatının bulunduğunun tespitine, bu yere davalı idarenin haksız elatmasının önlenmesine karar verilmiş, hükmü davalı Maliye Hazinesi vekili temyiz etmiştir.
209 parselin 14538 m2 yüzölçümündeki kısmının otopark alanı olarak 3 yıl süreyle kullanılmak üzere ihalesi, Milli Emlak Dairesince 16.02.2004 tarihinde pazarlık usulü ile yapılmış, ihale prosüdürü tamamlanarak, 25.02.2004 tarihinde ihaleye onay verilmiştir. 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca ihalenin ita amirince onaylandığı tarihe kadar geçirdiği aşama ihaleye hazırlık işlemleriyle ilgilidir. Bundan sonraki aşama ise ihalenin sözleşmeye bağlanması aşamasıdır. Gerçekten, yasanın 53.maddesi hükmünce istisnalar dışında bütün ihalelerin İdare adına ita amiri tarafından imzalanması suretiyle sözleşmeye bağlanması gerekir. Yine yasa uyarınca sözleşmenin Noterlikçe onaylama sözleşme olarak yapılması zorunludur.
Somut olayda; ita amirince 25.02.2004 tarihinde onaylanan ihaleden sonra tarafların yasanın 53.maddesinin öngördüğü biçimde Noterde yaptıkları onaylı sözleşmeleri bulunmadığı, sözleşme yapma aşamasında Sağlık Bakanlığı’nın 08.03.2004 tarih 2004/32 sayılı genelgesi karşısında uyuşmazlığa düştükleri otopark kullanma alanının davacıya hukuken teslim edilmediği görülmektedir. Mahkemece, sözleşme aşamasına kadar olan iş ve işlemler bir ön akit olarak değerlendirilmiş davalının sözleşme yapma vaadini yerine getirmemesinin Medeni Kanunun 2.maddesindeki dürüstlük kavramıyla bağdaşmadığı gerekçesiyle dava kabul edilmiştir.
Borçlar Kanunun 1.maddesine göre sözleşme iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun surette rızalarını beyan etmeleridir. Borçlar Kanunun öngördüğü sisteme göre de taraflar sözleşmeyi doğrudan yapabilecekleri gibi Borçlar Kanunun 22.maddesinden yararlanılarak bir akdin ileride yapılmasına dair sözleşmede yapabilir. Mahkemenin doğru olarak saptadığı üzere buna uygulama ve doktrinde “sözleşme yapma vaadi” ya da “ön akit” denilmektedir. Ancak; olayımızda olduğu gibi yasa, bir sözleşmenin geçerliliğini şekle bağlamışsa hem ön akdin ve hem de sonradan yapılacak akdin Kanunun emrettiği şekle uyularak yapılması Borçlar Kanunun 11.maddesi hükmü gereğidir. 07.10.1953 tarih ve 8/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca resmi şekilden maksat sözleşmenin taraflarının gerçek iradelerini yetkili memur ( Noter ) önünde açıklamalarıdır. Az yukarıda söylendiği üzere asıl sözleşme resmi şekil şartına bağlanmışsa ön akdinde bu şekle uyularak yapılması gerekir. Dava konusu olayda ise 2886 sayılı İhale Yasasının 53.maddesi ile yapılması emronulan sözleşme yapılmamış, ihale hazırlık işlemleri de yasanın aradığı anlamda bir sözleşmeye bağlanmamıştır. Mahkemece, ihale hazırlık işlemlerinin bir ön akit olarak kabulü, Yasada ihalenin sözleşmeye bağlanması emredildiğinden ve taraflar arasında yapılmış ihaleyi sözleşmeyle tamamlanan bir işlem bulunmadığından davalı idare ön akdin varlığından bahisle mahkeme hükmü ile sözleşme yapmaya zorlanmaz.
İhalenin sözleşme yapılmadan eylemli olarak yerine getirilmemesi halinde kiracının ne gibi hakları olduğu ise 2886 Sayılı Yasanın 60.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, davacı kiracı kendisine teslim edilmeyen otopark alanından ötürü ancak kiralayan idarenin sorumluluğunu düzenleyen anılan yasa hükmünden yararlanabilir. Yasanın açıkça resmi şekil şartına bağladığı ve taraflar arasında ön akit ile de olsa biçim koşuluna uyularak yapılmış bir sözleşme bulunmadığına göre davalı idare Türk Medeni Kanunun 2.maddesi hükmüne sığınarak sözleşme yapmaya zorlanamayacağından dava reddedilmelidir. Mahkemece, tüm bu olgular göz ardı edilerek yazılı bazı gerekçelerle davanın kabulü doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan hükmün yukarıda yazılı gerekçelerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine 02.06.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.