Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/5052 E. 2006/6334 K. 05.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5052
KARAR NO : 2006/6334
KARAR TARİHİ : 05.06.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 24.01.2006 gün ve 2005/10366 – 2006/198 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Davada; önce Noterlikçe biçimine uygun düzenlenen 16.3.1998 günlü taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi ile … İnşaat Madencilik Turizm AŞ.den daha sonrada aynı bağımsız bölümü 15.7.1998 günlü adi yazılı sözleşme ile davalı …’dan satın aldığını iddia eden davacı bu taşınmazın adına tescilini istemiştir.
Davalı … … taşınmaz malların ancak resmi biçimde satılabileceğini, … A.Ş. ile yapılan satışın kendilerini bağlamayacağını, satış vaadinin tapuyada şerh edilmediğini, davanın reddini savunmuş, mahkemece satışa konu taşınmaz mesken niteliğinde olduğundan görevsizlik kararı verilmiş, hükmü davacı, temyiz etmiştir.
Gerçekten, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Yasada değişiklik yapan 4822 sayılı Yasanın 3/c maddesi ile “Konut ve tatil amaçlı” taşınmaz malların satışından doğan uyuşmazlıklarda Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasa kapsamına alınmıştır. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 3/f maddesindeki satıcı deyiminden Kamu Tüzel Kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal gerçek veya tüzel kişileri anlamak gerekir. Bu bakımdan bir uyuşmazlığın Tüketicinin Korunması Hakkındaki yasanın kapsamında kalıp kalmadığının tayininde satıcı ve tüketici sıfatlarının saptanması önem kazanmaktadır. Bu bakımdan mahkemece davacı ile akdi ilişkisi olduğu ileri sürülen … İnşaat A.Ş.nin daha sonra 11.10.1998 tarihinde sözleşme yapan …’un satışta ne surette hareket ettiğinin 4077 sayılı Yasanın 3/f maddesindeki satıcı tanımına girip girmediğinin açıklığa kavuşturulması gerekir. Bu yönler üzerinde durulmadan gerek … A.Ş.nin gerek …’un akdi ilişkideki sıfatlarının ne olduğu açıklattırılıp bu hususta deliler toplanmadan dayanılan satış sözleşmeleri ile yapılan satışın 4077 sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığı sonucuna ulaşılamaz. Zira, satışı yapılan bu yer salt mesken niteliğinde olsa bile alan kişi tüketici, satan kişi ise 4077 sayılı Yasanın 3.maddesindeki satıcı değil ise satış işlemi hakkında Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasa hükümleri uygulanmaz. Bütün bu yönler bir yana bırakılarak salt satılanın mesken olduğuna bakılıp görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Diğer taraftan; Dairemizce temyiz incelemesi yapılan emsal dosyalardan …’un 2.3.2004 tarihinde iflasına karar verildiği kesinleşen iflas kararından kaldırılmadığı anlaşılmaktadır. Kural olarak iflastan sonra ne müflis, ne iflas masasına giren hak ve mallar için masa aleyhine dava açılamaz. Şayet ilgililerin masadan bir hak iddiaları varsa hak ve alacaklarını masadan istemeleri (İ.İ.K.m.219) gerekir. Alacakların masa tarafından kabulü halinde alacak sıra cetveline geçirilir. … masadan hak ve alacakları reddederse (kabul etmezse) bu takdirde İ.İ.K.nun 235.maddesine dayanılarak sıra cetveline itiraz davası açılır. Bu şekilde mülkiyetten başka bir ayni hakka dayalı istihkak iddialarının İ.İ.K. 235 maddesine göre sıra cetveline itiraz davası şeklinde değerlendirilmesi olanaklı ise de somut olayda mülkiyet hakkına dayanılmıştır. O yüzden yukarıdan beri yapılacak inceleme sonucu taraflar arasındaki ilişki duraksamasız açığa kavuşturulur ve davanın müflis … masasına giren mala karşı açılmış iflasta istihkak (İ.İ.K.m.228) davası olduğu anlaşılırsa ortaya görev sorunu çıkacağından ve iflasta istihkak davasını malın değerine bakılmaksızın İcra Mahkemesi Hâkimliğinin görmesi gerekeceğinden bu husus düşünülmelidir. Bunun için de davalı … masasından davacının iddiası ile ilgili ne gibi işlemler yapıldığı sorulmalı, açıklaması alınmalı, gerek duyulursa iflas dosyası üzerinden bilirkişi incelemesi de yaptırılmalıdır. Mahkemece bütün bu yönler üzerinde durulmadan taraflar arasındaki ilişkinin mahiyeti duraksamasız saptanmışcasına yazılı bazı gerekçelerle görevsizlik kararı verilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki; yerel mahkeme kararının maddi hataya dayalı olarak onandığı bu defa yapılan incelemeyle anlaşıldığından, davacının karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme isteminin kabulüyle onamaya ilişkin Dairemizin 24.1.2006 tarih 2005/10366-2006/198 sayılı ilamının kaldırılmasına temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 5.6.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.