YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5152
KARAR NO : 2006/8336
KARAR TARİHİ : 11.07.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 3.7.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde alacak istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; tapu iptali ve tescil isteminin reddine, alacak isteminin kısmen kabulüne dair verilen 6.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 11.7.2006 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av.Mustafa Önal geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, inanç sözleşmesine ve danışıklılık iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanç gösterilene bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inanç gösterenin tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla, inanç gösterilen kişi, inanç gösteren namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona yani inanç gösterene geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmeleri anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı (HUMK.m.292) niteliğinde bir belge varsa inanç sözleşmesinin “tanık” dahil her türlü delil ile kanıtlanması olanaklıdır.
İddiasını yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa her türlü delille kanıtlayamayan davacının yemin deliline dayanması durumunda mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, çekişmeli taşınmazın yurtdışından gönderdiği paralarla alındığını, ancak tapu kaydının satış tarihinde yurtdışında olması nedeniyle davalı karısı Safinaz adına oluştuğunu, karısının taşınmazı danışıklı olarak tapudan diğer davalıya devrettiğini ileri sürerek, tapu iptali ve tescil mümkün olmadığı taktirde çekişmeli taşınmazın bedelinin tahsili istemiştir.
Mahkemece, tapu iptali ve tescil isteminin reddine, tazminat isteminin ise davalı … yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre , davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir.
2-Davacı inanç sözleşmesini az yukarıda açıklandığı şekilde yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı niteliğindeki bir belge ile kanıtlayamamıştır. Bu durumda, davacı dava dilekçesinde ve delil listesinde “yemin” deliline de dayandığını bildirdiğinden, davacıya yemin teklif etme hakkını kullanıp kullanmayacağı hatırlatılarak kullanmak istediği taktirde H.U.M.K. nun 337 ve devamı maddeleri uyarınca işlem yapılarak ayın istemi yönünden sonucuna göre bir karar vermek gerekir. Bu yön gözden kaçırılarak tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) bentte yazılı nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) bentte yazılı nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 450.00 Y.T.L Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 11.7.2006 tarihinde oy birliği ile karar verildi.