YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5232
KARAR NO : 2006/6600
KARAR TARİHİ : 07.06.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 06.04.2005 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil, olmadığı takdirde mülkiyet tespiti istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.09.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava Türk Medeni Kanununun 724. ncü maddesince açılan temliken tescil olmadığı takdirde muhdesatın aidiyet tespitine ilişkindir.
Mahkemece kanıtlanmayan davanın reddine karar verilmiş hükmü davacı ve davalılar temyiz etmiştir.
1-Medeni Kanunu’un 718/2 (önceki Medeni Kanunun 644/2.) maddesine göre, arazi üzerindeki mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Medeni Kanunun 724. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş olup, zemin ile üzerindeki yapı arasındaki bağlantı kesilmiş ve aşağıdaki koşulların oluşması halinde ise, yapı sahibine üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Bunun için:
Tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla bir yapı yapılmış olmalıdır.
Anılan maddede bina sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir.
Bu yapıyı kendi malzemesi ile yapan kişinin, inşaatın başlangıcından bitimine kadar iyi niyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu, ya da 5.7.1944 tarihli 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi gereklidir. (subjektif koşul)
Yapının, dava tarihine göre hesaplanacak değeri, zemin değerinden, açıkça daha fazla olmalıdır. (objektif koşul)
Yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise, tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsar. Mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için de bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının mümkün olması gereklidir.
İptale konu olacak zemin bedelinin arsa sahibine ödenmesine karar verilmeli, önceden ödenmiş bedel var ise bu miktar, ödenecek bedelden mahsup edilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Her ne kadar mahkemece davacının iddiasını doğrulayacak bir delil bildirmediğinden sözedilerek her iki istemin reddedilmişse de; davacı 6.4.2005 tarihli dava dilekçesini deliller bölümünde bütün delillerini mahkemeye sunmuştur. Deliller mahkemeye bildirilmiş olduğundan delillerin toplanmasında mahkeme görevlidir. Açıkçası bildirilen delillerin bir kısmı toplanmamış, özellikle keşif deliline dayanıldığı halde başvurulmamıştır. Mahkemece, deliller bildirilmiş iken toplanmaksızın davanın ispat edilemediğinden sözedilerek reddi açıklanan nedenle doğru değildir.
2- Yukarıdaki bozma nedenine göre davalıların temyiz itirazlarının karşılanması delillerin toplanıp esasa ilişkin hüküm kurulması halinde incelenebileceğinden , davalıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerekmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2. bent uyarınca davalıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 7.6.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.