Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/5549 E. 2006/6649 K. 08.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5549
KARAR NO : 2006/6649
KARAR TARİHİ : 08.06.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.05.2004 gününde verilen dilekçe ile men’i müdahale ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair verilen 29.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı şirket vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı şirket, dava dışı …’dan kiraladığı taşınmazın bir bölümüne davalı tarafın el attığını ileri sürerek bunun menine karar verilmesini istemiş, davalı görev yönünden davanın reddini savunmuş, mahkemece savunmaya değer verilerek görev yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Dava 18.5.2004 tarihinde 1.000.00 YTL. değer gösterilerek açılmış, yerelinde yapılan keşifte ise taşınmazın el atılan bölümün 28.418.00 YTL değerinde olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, davacının dayandığı hakkın Türk Medeni Kanununun 973 vd. maddelerinde açıklaması yapılan zilyetliğin korunmasına ilişkin hak olduğunu kabul ederek davaya bakma görevinin Sulh Hukuk Mahkemelerine ait olduğu görüşünden hareketle görevsizlik kararı vermiştir. Görüldüğü üzere mahkeme davayı hak zilyetliği biçiminde yorumlamamıştır. Gerek mülkiyet hakkı sahibi ve gerekse başka bir hakka tutunarak mülkiyet hakkı sahibinden taşınmazı belirli bir süre elinde tutma hakkı kazanmış kişiler, mülkiyet hakkının ve sözleşme ile edindiği hakkın kendisine sağladığı yararlanmalar için, üçüncü kişilerin engellemeleri karşısında yargı yolu ile hakkın korunmasını isteme hakkına sahiptirler. Bu hak, mülkiyet ve sözleşmeye dayanan şahsi hakkın varlığı süresince mutecavizi fiilen defetme hakkı biçiminde olabileceği gibi, elatmanın daimilik arzeder biçimde sürmesi halinde yargı yolu ile de istenebilir. Taşınmazlarda elatma süreklilik kazanmış bir eylem biçimi olduğundan bunun sonlandırılmasının istenmesini kısa bir süreye bağlı kılmak sayılan hakların özü ile bağdaşmaz. O nedenledirki taşınmazların korunması yolunda açılacak davalar hak zilyetliğine dayalı davalardır. Somut olayda da davacı, malikinden onların tasarruf ilişkisi kesilir biçimde kira akti ile elinde tuttuğu taşınmaza, davalı tarafça yapılan haksız işgalin kaldırılmasını istediğine göre, hak zilyetliğine dayanmıştır. Böylesi hallerde görevli mahkeme taşınmazın dava tarihindeki değeri nazara alınarak belirlenir. Yukarıda belirtildiği üzere taşınmazın elatılan bölümünün dava tarihindeki değeri Sulh Hukuk Mahkemesi görevini aştığından davaya bakılarak işin esası hakkında bir karar verilecek yerde yazılı gerekçe ile görev noktasından davanın reddi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 8.6.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.