Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/5748 E. 2006/6996 K. 19.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5748
KARAR NO : 2006/6996
KARAR TARİHİ : 19.06.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 1.11.1999 gününde verilen dilekçe ile tapuda vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine bozma ilamlarına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.2.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … İdaresi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili 1.11.1999 tarihli dilekçesi ile maliki oldukları 388 ada 190 parsel sayılı müfrez han cinsli taşınmaz üzerine kadastro tespitine esas alınan kayıtta vakıf şerhi bulunmadığı halde 8.10.1993 tarihinde 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra idarenin tek taraflı işlemi ile Medeni Kanunun 927, 935 ve 931 maddelerine aykırı olarak konulan vakıf şerhinin tapudan terkini istenmiştir. Davalı … İdaresi vekili taşınmazın % 42 hissesi vakfına ait zemini … ve … Vakfı emlakinden olduğu beyanı ile davanın reddini savunmuştur. Mahkemece taşınmazın 1969 yılında satış yoluyla davacılara hüsniyetle intikal ettiği kadastroca vakıfsız olarak kayıt ve tescil yapıldığı bilahare … idaresinin isteği ile 8.10.1993 tarih 4425 yevmiye nosu ile vakıf şerhi işlendiği nedenleriyle davanın kabulüne dair verilen 5.7.2000 tarihli karar davalı … idaresi vekilinin temyizi üzerine 1.Hukuk Dairesi “Dosyaya getirtilen kayıt ve belgelerden çekişmeli müfrez 388 ada 190 parselin geldisini teşkil eden ana kadastrol parsellerden 270 ada 29 parsel sayılı olanının gerek kadastro tutanağında gerekse nev’i hanesinde ve gerekse revizyon gören tapu kaydında aslının “… ve ……Vakfından” yazılı vakıf olduğu belirtildiği bunlardan ötürü de ana kadastro parselin miktarına orantılı olarak “vakıf şerhinin” sicile işlendiği anlaşılmaktadır. Öyle ise uyuşmazlığın çözümünde vakfın türü ve tavize tabi olup olmama yönünden soruşturma yapılmasında zorunluluk vardır…” gerekçesiyle 20.10.2000 tarihli bozma ilamına uyulup mahkemece keşfen yapılan inceleme sonunda “… tapu kaydının sınırlarının çok geniş bir alanı kapsadığı belirlenmiş, tapu kaydının ilk tesisindeki sınırlar araştırılmış, vakfedilen taşınmaz miktarıda nazara alınarak fen elemanlarınca yapılan uygulama sonucunda vakfın dava konusu taşınmazla ilgisinin bulunmadığı…” nedenleriyle davanın reddine dair verilen 30.1.2003 tarihli karar davalı idare vekilinin temyizi üzerine 1.Hukuk Dairesi “… Ne varki, Daire bozma ilamında söz konusu vakfın türünün ve tavize tabi olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gereğine işaret edildiği halde bu husus yerine getirilmeksizin yalnızca kayıt uygulaması ile yetinilmiş olmasının önceki bozma ilamına ve yasaya aykırı olduğu…” nedenleriyle 16.4.2003 tarihinde yeniden bozulmasına karar verilmesi üzerine mahkemece bozma ilamına uyulup 4.2.2005 tarihli keşfen yapılan inceleme keşif rapor ve krokisinde ayrıca talimatla Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından dinlenen hukukçu bilirkişi …’nun “5.12.2005 tarihli raporu alındıktan sonra Mahkemece dava konusu 388 ada 190 parselde kayıtlı taşınmazda “kadastro tespitine esas alınan kaydın dava konusu taşınmaza uymadığı ve bu nedenle de hukukçu bilirkişinin hazırladığı 5.12.2005 tarihli rapor yerinde görüldüğü nedeni ile davanın kabulüne vakıf şerhinin terkinine karar verilmiştir…”
Davalı … İdaresi vekili kararı temyiz etmiştir.
Hükmüne uyulan yukarıda özetlenen 1.Hukuk Dairesinin bozma ilamlarına uyularak yapılan araştırmada dava konusu taşınmaza ilişkin kadastroda revizyon gören tapu kayıtlarında ve kadastro tutanağında “muhdesatı mülk zemini … ve … Vakıf’dan olarak” 270 ada 29 parsel sayılı kadastro tutanağında tespit ve tescilinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazın ifraz ve tefrikler sonucu oluştuğu geldisini teşkil eden ana kadastro parselinin gerek tutanağında gerekse nevi hanesinde aslının vakıf olduğu bu suretle miktarına orantılı olarak vakıf şerhinin işlendiği vakıf senedi ve tüm dosya kapsamı hukukçu bilirkişi … tarafından incelenerek “dava konusu … ve ……Vakfı türü itibariyle sahih, mazbut ve tavize tabi vakıflardandır…” şeklinde vakfın türü itibariyle yapılan inceleme sonucu bilirkişi raporunda vakfın türünün sahih ve mazbut vakıf olduğunun açıklanmış olması nedeniyle 2767 sayılı … yasasının 27.maddesi gereğince taviz bedeli ödenmeden davanın kabulüne karar verilmesi bozma ilamlarına ve yasaya aykırı olduğundan, kesinleşmiş resmi kayıtların aksine kadastro tespitine esas tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı yönündeki yerel bilir kişi ve keşif raporlarına itibar ile yazılı şekilde tesis edilen hükmün yeniden bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … idaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 19.6.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.