YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/6158
KARAR NO : 2006/8209
KARAR TARİHİ : 10.07.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.03.2003 gününde verilen dilekçe ile meraya ve sıvata elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 30.01.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteğinin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı köy ile önceleri tek bir köy iken davalı köyün ayrılarak bir tüzel kişilik kazandığını, dava dilekçesinde mevki ve hudutları yazılı yerlerde kadim kullanma hakkının kendilerine ait olmasına rağmen davalı köyün müşterek kullanımda olan sıvat mahalli niteliğindeki bu yerlere elattığını, vaki elatmanın önlenmesini istemiştir. Davalı köy dava konusu yerlerin kadim kullanımının kendilerine ait olduğunu açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu yapılan bölümlerin bulunduğu alan orman sayılan yerlerden olduğundan istemin kabulü halinde taraf köylerin orman suçu işlemelerine sebep verileceği görüşüyle dava reddedilmiş,
Hükmü, davacı köy tüzel kişiliği temyiz etmiştir.
Çekişme konusu taşınmaz bölümleri bilirkişinin düzenlediği 21.11.2005 günlü raporun eki krokide kırmızı ile işaretlenmiş, bulunduğu mevkilerin isimleri de krokiye yazılmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu yerlerin taraf köylerin hangisine ait idari sınırı içersinde kalmasının dava çözümüne bir etkisi yoktur. İddia şekline göre çekişmeli taşınmazların sıvat ve eğerek yerleri olduğu anlaşılmaktadır.
Bu gibi taşınmaz bölümleri köy ya da belde halkına ait hayvanların sulamaya ayrılan bölümleridir. Hayvanların sulandıktan sonra bekletildiği veya daha önce dinlendikleri yerlerde eğrek yeri olarak bilinir. Gerek sıvat ve gerekse eğerek yerleri ya yetkili merciin tahsisi veya kadimden beri kullanılagelen orta malı taşınmazlarıdır. Sıvat ve eğrek yerleri somut uyuşmazlıkta ortaya çıktığı gibi orman tahdidi yapılmamış olsa bile, orman sayılan bir arazi bölümünde de bulunabilir. Sırf bu yerin orman alanında kalması sıvat veya eğrek yerinin bir veya birkaç köy ya da belde halkının kullanmasına engel sayılmaz. Orman alanı içersinde bulunan sıvat ve eğrek yerinden ne şekilde yararlanılacağı ise 6831 sayıl Orman Kanununun 20, 21 ve 22. maddelerinde ayrıca, 13.8.1984 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Ormanlarda ve Orman İçinde Bulunan Otlak, Yaylak ve Kışlaklarda Hayvan Otlatma Yönetmelik hükümlerinde gösterilmiştir. Özellikle yönetmeliğinin 9. maddesinin (m) bendinde otlatma amacıyla ormana giriş ve çıkışların hayvanların su ihtiyaçlarının temini için kullanılacak yolların ve yolların durumunun ne olacağının ormandaki otlatma için yapılacak otlatma planında gösterileceği hükme bağlanmıştır. Mahkemece tüm bu yasal düzenlemeler değerlendirilip, iddia ve savunma hakkında bütün deliller toplanarak sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken, dava konusu yerlerin sırf orman içinde bulunduğundan sözedilip istemin reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 10.7.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.