YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/6200
KARAR NO : 2006/7722
KARAR TARİHİ : 28.06.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 23.03.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydındaki şerhin kaldırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda isim düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacının düzeltme istediği 48 parselin tapu kütüğünde yazılı olan maliki “… oğlu …”dur. Beyanlar hanesinde ise adı geçen bu malikin ölü olduğu yazılıdır. Getirtilen tapulama tutanağının mülkiyet edinimini açıklayan ikinci sayfasında malik olarak belirlenen “… oğlu …”nun 1941 yılında öldüğü vurgulanarak mirasçıların da belirlenmediği açıklanmak suretiyle kaydın ölü kişi adına yazıldığı anlaşılmaktadır. Davacı eldeki dava ile kayıt maliki olarak yazılan kişinin kendisi olduğunu ve sağ olmasından ötürü ölümle ilgili beyanın doğru olmadığını belirterek, bu beyanın silinmesini istemiştir. Getirtilen nüfus kaydına göre, davacı, taşınmazın kütüğe kayıtlı olduğu … İlçesi … Köyünde nüfusa kayıtlıdır. Baba adı … olup, 01.02.1941 doğumludur. Tapulama tutanağı 1992 yılında düzenlenmiş olup, aynı köyde oturduğu anlaşılan davacının ölü bulunmadığı, tutanağı düzenleyen muhtar ve yerel bilirkişiler tarafından bilinmesi gereken bir olgudur. Tutanağı düzenlemeye katılan …, duruşmadaki anlatımında bunun aksi yönünde beyanda bulunmuş ise de; bilirkişiler …, … ve …de çağırılıp, bu konu hakkında bilgileri sorulmamıştır. Keza, Nüfus Müdürlüğüne müzekkere yazılarak … Köyü nüfus sicilinde Cumhuriyet döneminin tümünü kapsar biçimde tarama yaptırılarak “… oğlu …” adlı ölü birisinin ( 49 hanede nüfusa kayıtlı 01.02.1941 doğumlu olanı hariç ) bulunup bulunmadığının sorulmasından sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi yasaya aykırıdır. Hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 28.06.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.