YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/6261
KARAR NO : 2006/7252
KARAR TARİHİ : 21.06.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 19.8.2003 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin fekki istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 7.6.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, vekâletnamenin sahteliği iddiasına dayalı ipotek işleminin terkini istemiyle açılmıştır.
Mahkemece, davacı tarafından dava dışı vekile verilen ve bu dayanak tutularak işlem yapılan vekâletnamede, vekile davalı bankaya borçlu şirketin borcunun teminatı olmak üzere ipotek tesis etmesi için verilmiş yetki bulunmadığından istem hüküm altına alınmış, kararı davalı banka vekili temyiz etmiştir.
Borçlar Kanunun 386. maddesindeki tanıma göre vekâlet «bir akittir ki onunla vekil mukavele dairesinde kendisine tahmil olunan işin idaresini veya tekabül eylediği hizmetin ifasını iltizam eyler.» Bu tanımdan anlaşılacağı üzere vekâlet sözleşmesinin konusu bir işin idaresi veya bir hizmetin ifasıdır. Yasanın 388. maddesinde vekâletin şümulü gösterilmiş, vekâlet sözleşmesinin diğer bir deyişle vekilin bu sözleşmeye istinaden yapabileceği işlerin sınırının öncelikle sözleşmenin sarahatine veya müvekkilin talimatına göre belirleneceği hükme bağlanmıştır. Sözleşmede bir açıklık yoksa vekâletin şümulü hakkında yapılacak yorumun, vekâlet sözleşmesinin taalluk eylediği işin mahiyetine göre yapılması gerekir. 388. maddenin son fıkrasında ise özel bir salahiyet olmaksızın vekilin bir gayrimenkulü temlik veya bir hak ile sınırlandıramayacağı hükme bağlanmıştır.
Somut olayın yukarıda yapılan kısa açıklamalar doğrultusunda çözümü gerekir.
Gerçekten, davacı ile dava dışı oğlu ve yararına ipotek tesis edilen şirketin ortağı olduğu anlaşılan vekili … … arasındaki 18.11.2002 günlü vekâletnamede vekile « … Türkiye Cumhuriyeti hudutları dahilinde bulunan bilimum gayrimenkullerimin üzerinde dilediği bedel, şekil ve koşullarla, dilediği sıra ve derecede her türlü ipotek vermeye, ipotek karşılıklarını almaya, kayıt ve tescillerini yaptırmaya, serbest dereceden istifade hakkı tanımaya ve şerh ettirmeye, bununla ilgili tapu defteri sicillerini ve evraklarını imzalamaya, belgelerini alma….» yetkisi tanınmıştır. Görülüyor ki; bu vekâletnameyle vekil … davacıya ait taşınmaz mal üzerinde ipotek tesisine yetkilidir. Anılan vekaletnamede davacıya ait Türkiye Cumhuriyeti hudutları dahilindeki bilimum gayrimenkuller üzerine ipotek tesisine dair verilen yetki davacının tapuyla maliki olduğu dava konusu taşınmaz kaydı üzerine ipotek tesis etmek yetkisini de kapsar. Başka bir anlatımla söylemek ve Borçlar Kanunun 388. maddesinin öngördüğü yorumla ifade etmek gerekirse; verilen vekâletnamedeki vekile verilen tüm yetkilere göre bir başkasının borcuna karşılık vekil işin mahiyeti icabı davacıya ait taşınmaz kaydı üzerine ipotek tesisi edebilir. Vekaletnamede ipotek tesisinin muayyen bir gayrimenkul veya kişi ya da tüzel kişi yararına yapılabileceğine ilişkin bir yetki sınırlaması öngörülmediğinden vekilin bu sıfatla hareket ederek dava dışı bir şirket borcu nedeniyle ipotek işlemi tesisinde yasaya aykırılık yoktur. O nedenle mahkemece hukuki olan konuda bilirkişi raporuna bağlı kalınarak davanın kabulü için gösterilen gerekçe isabetli olmamıştır.
Ancak; davada davacı açıkça vekâletnamenin sahte düzenlendiğini ve bu hususta hazırlık soruşturması yapılarak kamu davası açıldığını ceza dosyasının derdest olduğunu iddia ettiğinden bu iddia üzerinde durulmalıdır. Gerçekten Borçlar Kanununun 53. maddesi gereğince Hukuk Mahkemesi Ceza Mahkemesinin beraat kararıyla bağlı olmasa bile maddi olayı saptayan Ceza Mahkemesi kararı Hukuk Hâkimini bağlayacağından açıldığı bildirilen ceza davası sonucu beklenilmeli, davacının sahtelik iddiası değerlendirilmelidir. Eksik araştırma ve incelemeyle davanın kabul edilmesi doğru olmadığından, hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 21.6.2006 gününde oybirliği ile karar verildi