YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/6265
KARAR NO : 2006/8076
KARAR TARİHİ : 07.07.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili tarafından, davalı … aleyhine 21.4.2003 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin fekki istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.10.2005 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı, duruşmasız temyizi ise davacı tarafından istenilmekle, tayin olunan 25.4.2006 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenlerden davalı gelmedi. Davacı … vekili Av. …geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü anlatımları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare eksiğe yerel mahkemeye geri çevrilen dosya eksiklikleri tamamlanarak gönderilmekle, dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ipotek şerhinin kaldırılması istemine ilişkindir.
İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır.İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasındaki anlaşmanın (rehin sözleşmesi) Türk Medeni Kanunu’nun 856. maddesi uyarınca tapu siciline tescil edilmesi gerekir.
İpotek, halen mevcut veya ilerde doğması olası bir alacağı teminat altına alır. (TMK.nu 881) Miktarı ipoteğin tesisi anında belli olan alacaklar için ana para ipoteği, miktarı ipoteğin tesisi anında belli (muayyen) olmayan fakat ilerde gerçekleşecek alacaklar için ise üst sınır ipoteği kurulur (TMK.m. 851). Ana para ipoteğinde taşınmazın teminat altına aldığı miktar rehin sözleşmesinde yazılı olan meblağ, üst sınır ipoteğinde ise ilerde tahakkuku muhtemel alacağın tahakkuk eden ve fakat üst sınır olarak belirlenen meblağı geçemiyecek olan kısmıdır.
Alacak sona erdiği halde alacaklı terkin taahhüdüne rağmen terkin talebinde bulunmazsa taşınmaz maliki rehnin fekkini (kaldırılmasını) dava yolu ile isteyebilir. Ancak bunun için, ana para ipoteğinde, sözleşmedeki miktar ödenmiş olmalı veya ödenmemişse mahkemeye depo edilmelidir. Bu koşul gerçekleşmişse tesis olunan ana para ipoteğinin kaldırılmasına karar verilir. Aksi halde şerhin kaldırılması istemi reddolunmalıdır. Ancak, borçlu ana para ipotek miktarından bir kısmını ödemiş veya depo etmişse yine de davanın reddi gerekir ise de çoğun içinde az da vardır kuralı uyarınca Tapu Sicil Tüzüğünün 31/son maddesine dayanılarak ipotek bedelinden ödenen bölümün kütüğün düşünceler sütununda gösterilmesi gerekir.
Somut olayda; davacı 7 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı binayı üzerindeki ipotek şerhi ile yükümlü olarak 21.1.2003 tarihinde satın aldığını ve satış bedelinin ödendiğini buna rağmen davalı tarafından aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini ileri sürerek ipotek borcu bulunmadığının tespiti ve ipoteğin fekkine karar verilmesini istemiştir. Davalı ödenen paraların ipotek bedeli nedeniyle olmadığını taşınmazı daha önce 16.1.2003 tarihinde davacının kardeşine sattığını 5 gün sonra davalıya danışıklı devir yapıldığını davacının kardeşi …’un kendisine olan borçları nedeniyle ödemeler yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece taşınmazın satıldığı gün satış saatinden önceki yapılan ödemelerin ipotek borcuna mahsup edilemeyeceği sonradan yapılan 63.000 YTL için ipotek bedelinin ödendiği gerekçesiyle bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü taraflar temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içiriğine göre davalının temyiz itirazlarının reddine,
2-Davalı ile davacının kardeşi … Daşdan 16.1.2003 tarihinde dava konusu taşınmazın tapuda satış işlemini yapmışlar, satış bedeli 170.000 YTL içinde taşınmaz kaydına ipotek koymuşlardır. Daha sonra taşınmaz davacıya satılmıştır. Az yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca konulan bu ipotek ana para ipoteği olup, ipotek bedelinin ödenmesi halinde ipoteğin fekki gerekir. Davacı yan sunduğu belgelerle ipotek bedelinin tamamının ödendiğini ileri sürmektedir. Davalı ise, bu ödemeleri ipotek bedeline mahsuben değil, … Daşdan ile aralarındaki bir başka borç ilişkisinden kaynaklandığını savunmaktadır. Bu savunması ile ödemeyi ikrar etmektedir. Bu ikrarı vasıflı ikrar niteliğindedir.
Karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vaakanın varlığı kabul edilmekle birlikte onun hukuki niteliğinin(vasfının) ileri sürülenden başka olduğunu bildirilmesi halinde vasıflı ikrardan söz edilir. Gerekçeli inkar olarak da adlandırılan vasıflı ikrar bölünemeyeceğinden ispat yükü gerekçeli olarak vaakayı inkar eden kişide değil karşı taraftadır. (Yavuz Alangoya, Medeni Usul Hukukunun Esasları 1, İstanbul 2003 s.340; Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.2 İstanbul 2001 s.2052; Saim Üstündağ Medeni Yargılama Hukuku, İstanbul 2000, s.630; HGK, 2003/3-118/158, 12.3.2003).
Eldeki davada da, davalı ödenen paranın ipotek bedeli olmadığını savunarak vasıflı ikrarda bulunduğuna göre ödemenin ipotek borcuna mahsuben yapıldığını davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Davacı kanıt olarak banka dekontlarına dayanmıştır. Bu belgeler 16.1.2003 tarihli 46.900 Dolarlık Finansbank’tan … tarafından yatırılan ve yalıya istinaden açıklaması bulunan, 16.1.2003 tarihinde 10.000 YTL ve 20.000 YTL olarak tapudaki borca istinaden açıklaması ile … Daşdan tarafından yatırılan ve yine İş Bankasından 29.1.2003 tarihinde 18.000 YTL 28.2.2003 tarihinde 20.000 YTL ve 17.3.2003 tarihinde 25.000 YTL olarak ipotek bedeli açıklaması ile … tarafından yatırılan paralara ait banka dekontları ve banka ekstralarıdır. Tüm bu belgeler içeriğine göre ipoteğe konu bedel tamamen yatırılmıştır. Tüm belgelerde ödemelerin dava konusu taşınmaza ilişkin olduğuna dair açıklamalar vardır ve paralar bu açıklamalarla birlikte herhangibir itirazi kayıt konulmadan davalı tarafından alınmıştır.
Mahkemece, tapuda işlemin yapıldığı gün yapılan ödemelerin ipotek bedeline ilişkin olmadığı kabul edilmiştir. Ancak, ödemelerin miktarı ipotek miktarı ve taşınmazın satış bedeli nazara alındığında ödeme belgelerindeki açıklamaların aksini kanıtlayacak bir belge de sunulamamıştır. Tüm bu açıklamalara göre davacı yan ipotek bedelini ödediğini kanıtladığına göre davanın tümden kabulü gerekirken yazılı şekilde kısmen kabul kararı verilmesi doğru değildir. Karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 450.00 YTL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 7.7.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.