YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/6282
KARAR NO : 2006/7391
KARAR TARİHİ : 26.06.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.12.2005 gününde verilen dilekçe ile sözleşmenin tapuya şerhi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 22.2.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yanlar arasındaki 29.12.2005 günlü noterde düzenlenen sözleşmedeki hakların tapu kütüğünün şerhler sütununa tescili istemiyle açılmıştır.
Mahkemece dava reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Gerçekten, tapu kütüğünde yeralan şerhler taşınmaz malın tasarrufunu kısıtlamaktadır. Medeni Kanunun 1009, 1010 ve 1011. maddelerinde şerhlerin ne olduğu genel olarak açıklanmıştır. Türk Medeni Kanunundaki anılan yasa hükümleri dışında değişik bazı yasalarda da şerhlerle ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Bir kişisel hakkın tapu kütüğünün şerhler sütununa işlenmesi o hakkı ayni hak gücüne dönüştürmez. Ancak o taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hak sahiplerine karşı da ileri sürülebilir hale gelir.
Şerhin kütüğün ilgili sütununa yazılabilmesi için taraflar arasında bir şerh sözleşmesi bulunmalıdır. Şerh sözleşmesinin şekli şerhi istenen şahsi hakkı doğuran sözleşmenin bağlı olduğu şekle tabidir.
Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Kanununda öngörülen şerhler;
Arsa payı karşılığı inşaat (Türk Medeni Kanunu 1009), taşınmaz satış vaadi, ( Türk Medeni Kanunu 1009. Tapu Kanunu 26), kira sözleşmesi (Türk Medeni Kanunu 1009, Borçlar Kanunu 248 ve devamı), alım (Türk Medeni Kanunu 736), önalım (Türk Medeni Kanunu 735), gerialım (Türk Medeni Kanunu 736), aile yurdu kurulması (Türk Medeni Kanunu 386, 390), art mirasçı atanması (Türk Medeni Kanunu 521, 1010), serbest dereceden
yararlanma hakkı (Türk Medeni Kanunu 871), bağışlayana rücu hakkı (Borçlar Kanunu 244).
İcra ve İflas Kanunun öngördüğü şerhler;
Haciz (İİK 91), ihtiyatı haciz (İİK 257), İflas (İİK. 166), iflâs anlaşması (İİK 285),
Diğer mevzuatın öngördüğü şerhlerden bazıları ise;
İhtiyatı tedbir şerhi (HUMK.101), kamu haczi (6183 sayılı amme alacakları tahsil usulü hakkında kanun 13, 73), kamulaştırma şerhi, bağışlama vaadinden (Borçlar Kanunu 238) ibarettir.
Bu kısa açıklamalardan sonra somut olaya gelince; mahkemece öncelikle dava konusu taşınmaza ait tapu kayıt örneği getirtilmeli, tarafların bu kayıt üzerinde hak tasarrufunda bulunup bulunamayacakları yönü üzerinde durulmalıdır. Diğer taraftan açılan davada tapuya tescili istenen şerhlerden önalım hakkında feragat niteliğinde olan (Türk Medeni Kanunun m.733) şerhin tapu kütüğüne işlenebileceği gözetilerek diğer şerhlerde yeniden değerlendirilip incelenmeli bunların içinde tapu kütüğünün ilgili sütununa şerh olarak işlenebilecekler hakkındaki istem kabul edilmelidir. Mahkemece bir inceleme araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın şerhlerle ilgili olmayan Türk Medeni Kanunun 1008. maddesinden sözederek davanın reddedilmiş olması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.6.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.