YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/7013
KARAR NO : 2006/8675
KARAR TARİHİ : 18.07.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.02.2001 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.06.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu
olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Dava, 1417 parsel yararına, 1405 parselden geçit kurulması için açılmış, mahkemece, tüm seçenekler 1405 parsel üzerinde değerlendirilmiştir. Geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla beraber özünü komşuluk hukukundan aldığından, yol saptaması yapılırken komşuluk hukukunun genel ilkeleri hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. Geçit subjektif arzulara göre değil objektif kurallara uygun belirlenmeli, fedakarlık tüm komşu parseller arasında denkleştirilmelidir. Bütün bu anlatımlardan anlaşılacağı üzere mahkemece uygun geçit yeri tüm seçenekler araştırılarak tesbit edilmemiştir. Ana yola çıkışı sağlayabilecek 1404, 1406 ve 1407 parseller daha büyük olmasına rağmen bunlar üzerinden oluşabilecek alternatifler değerlendirilmemiştir. Bu parsellerin malikleri hakkında ya usulünce dava açılıp eldeki dava ile birleştirilmeli ya da usül ekonomisi açısından harcıda verilerek davaya dahil edilmeli, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda davacı taşınmazı yararına geçit kurulabilecek tüm alternatifler yeterince değerlendirilerek en uygun yerden geçit tesis edilmelidir. Mahkemece bu yön üzerinde durulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı olduğu şekilde kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 18.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.