YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/7167
KARAR NO : 2006/10230
KARAR TARİHİ : 02.10.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.3.2003 gününde verilen dilekçe ile tapuda vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulü ile vakfın taviz bedeline tabi olmadığının tesbitine, vakıf şerhinin terkini talebinin hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair verilen 24.3.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … İdaresi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava vakıf şerhinin terkini istemine ilişkindir.
Mahkemece, 512 parselden ifrazen oluşmuş 271 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı üzerindeki “Sultan Beyazıt Vakfı” şerhinin terkini isteminin hak düşürücü süre geçirilmiş olması nedeniyle reddine, Sultan Beyazıt Vakfının taviz bedeline tabi nitelikte vakıf olmadığının tespitine karar verilmiş, hükmü davalı … temyiz etmiştir.
Gerçekten, 512 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağı 21.1.1992 tarihinde kesinleşmiş ve tapuya tescil edilmiştir. Dava ise 14.3.2003 tarihinde açıldığından tutanağın kesinleşmesiyle dava tarihi arasında 10 yıldan fazla bir zaman geçmiştir.
Burada öncelikle belirtilmelidir ki, vakıf şerhinin terkini için 10 yıllık süreye bakılmaksızın her zaman dava açılabilir. 10 yıllık süre geçmiş olsa bile açılan davada incelenmesi gereken husus vakfın niteliğinin belirlenmesidir. Şayet terkini istenen şerh gayrisahih bir vakfa ait ise kayıtlardaki vakıf şerhi … İdaresinin ivaz hakkı bulunmadığından bedelsiz kaldırılacak ve fakat bu şerh sahih bir vakfa ait ise terkin ivaz karşılığı yapılacaktır. Çünkü vakıf taşınmazlardaki … İdaresinin hakkı taviz bedeli ile sınırlıdır.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece kurulan hüküm sonucu davacı tarafından temyiz edilmediğinden aleyhine kesinleşmiştir. O yüzden davada davacı tapu kayıtlarındaki vakıf şerhinin terkinini istediğine, bu istek hak düşürücü sürenin geçirilmesi nedeniyle reddedildiğine, aleyhine olan bu hükmü davacı temyiz etmediğine göre, mahkemece kamu düzenine ilişkin hak düşürücü sürenin varlığı saptanarak sadece davanın reddi ile yetinilmesi gerekir. Zira hak düşürücü sürenin varlığı davanın görülmesini engelleyen olumsuz dava koşullarındandır. Bir davanın edaya ilişkin istek bölümü hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmişse artık aynı sonucu sağlayacak şekilde tespit hükmü de kurulamaz. Mahkemece davanın hak düşürücü sürenin geçirilmesi nedeniyle reddedilmesi ile yetinilmesi yerine ayrıca, vakfın niteliği hakkında tespit hükmü kurulması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı … Müdürlüğünün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 2.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.