YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/72
KARAR NO : 2006/1270
KARAR TARİHİ : 14.02.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACI-K.DAVALI : …
DAVALI-K.DAVACI : …
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 1.7.1998 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal, birleşen davada davacı … tarafından verilen dilekçe ile tapudaki yüzölçümünün düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, birleşen davanın ise konusu kalmadığından herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 16.12.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı/karşı davacı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, müşterek paydaşı olduğu 4 parsel numaralı taşınmaza komşu 1 parsel maliki tarafından inşa edilen binanın 15 metrekare miktarındaki kısmının 4 numaralı parsele taşkın olduğunu belirterek elatmanın önlenmesi ve kal isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 1999/3911 E.4499 K.sayılı ilamı ile özetle; davalıya ait yapının balkonlarının imar uygulaması sonucu davacının imar parseline tecavüzlü hale geldiği ve tapuda “resen yüzölçümü tashihi” ibaresinin bulunduğundan bu hususta davalıya önel verilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Davalı … ise birleştirilen davada 1992 yılında yapılan imar uygulaması ile adına tescil edilen 224 ada 1 parsel numaralı taşınmazdaki yapının imar düzenlemesi sırasında balkon çıkıntılarının davacı-k.davalı parseline tecavüzlü bırakıldığını, ancak bu hususun encümen kararı ile düzeltilerek Tapu Sicil Müdürlüğüne de bildirimde bulunduğu halde idarenin, tapudaki yüzölçümünü düzeltmeyerek kayda şerh vermekle yetindiğini, bu hususun hukuki yönden sorunlara neden olduğunu belirterek tapu kaydındaki yüzölçümünün düzeltilmesi isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, davanın kanıtlanamadığından davalı-k.davacı …
./..
-2-
2006/72-1270
tarafından açılan davanın da konusu kalmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş hüküm davalı k.davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği gibi, yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçasının (mütemmim cüz’ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağldır. Bu husus Türk Medeni Kanunun 684. (eski M.K.nun 619.md.) maddesince açıkça vurgulanmıştır. Ne var ki, 3194 sayılı Yasanın 18.maddesinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça olana yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş, bazı durumlarda yapı üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davacı açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
Gerçekten bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça niteliğinde yapı inşaa etmiş ve imar uygulaması sonucu bu yer bir başka kişiye ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arz ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum sözkonusu olduğundan kusurlu sayılmaz ve 3194 sayılı yasanın 18.maddesindeki haklardan yararlanır.
Somut olayda da, davalı-karşı davacıya ait yapının bir kısmı imar uygulaması ile bir başka deyişle yapı sahibinin iradesi dışında davacı-karşı davalının arazisi üzerinde kalmış, mahkemece de bu nedenle elatmanın önlenmesi ve kal isteğinin reddine karar verilmiştir. Karar yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca usul ve yasaya uygun olup, taraflarınrda temyizi yoktur. Ne var ki; birleşen dosyadaki istemin meni müdahale ve kal isteminin reddine karar verilmiş olması nedeniyle konusu kalmadığından reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Şöyleki;
3194 sayılı Kanunun “parselasyon Planlarının Hazırlanması ve Tescili” başlığını taşıyan 19.maddesinde; “imar planına göre parselasyon planları yapılıp, belediye ve mücavir alan içinde belediye encümeni, dışında ise il idare kurulunun onayından sonra yürürlüğe girer. Bu planlar bir ay müddetle ilgili idarede asılır. Ayrıca mutat vasıtalarla duyurulur. Bu sürenin sonunda kesinleşir. Tahsis edilecek planlar hakkında da bir hüküm uygulanır.
Kesinleşen parselasyon plarları tescil edilmik üzere tapu idaresine gönderilir. Bu daireler ilgililerin muvafakatı aranmaksızın, sicilleri planlara göre re’sen tanzim ve tesis eder…” hükmünü içermektedir.
Somut olayda da, davacı adına kayıtlı olan 1 parsel numaralı taşınmazla ilgili olarak yapılan parselasyon palanının tashihi işleminin kesinleştiği, idarece
./…
-3-
2006/72-1270
tescil edilmek üzere tapu sicil müdürlüğüne bildirimde bulunduğu ancak, idarenin tescil işlmemini yapmayarak tashih işlemi tapu kaydına şerh etmekle yetindiği anlaşılmaktadır. birleşen dosyadaki davacının istemi 3194 sayılı Yasanın 19 maddesi uyarınca yapılan düzeltme ile oluşan ve kal istemine konu olan kısmında kendi taşınmazının mülkiyet sınırları içerisinde kalmasını sağlaycak olan yüzölçününün düzeltilmesi isteğine ilişkindir. davacı, adına kayıtlı taşınmazın yüzölçümünün düzeltilmesi ile mülkiyet hakkına dayalı hak ve yetkileri kullanabilecektir. Aksi halde yapının komşı parselde kalan kısmının 3194 sayılı yasada belirtilen diğer hususlar gerçekleşmediği takdirde yapının kullanım süresi sonuna kadarki zamanla sınırlı olarak sadece yapının kullanım hakkına sahip olacaktır
Yukarıdan beri yapılan açıklamalar ve düzenlemeler doğrultusunda istemin hüküm altına alınması yerine yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: yukarıda açıklanan nedenlerle davalı k.davacı …’un temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 14.2.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.