YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/755
KARAR NO : 2006/2470
KARAR TARİHİ : 06.03.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 3.1.2003 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi ve yola müdahalenin önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; hüküm fıkrasında yazılı şekilde davanın kabulüne dair verilen 24.10.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili ve dahili davalı Belediye vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantası sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
H.U….nun 76. maddesince dava konusuna ilişkin olayları anlatmak davanın taraflarına, o olaylara uygun yasa hükümlerini bulup uygulamak ise hakime ait bir görevdir. 4.6.1958 tarih 15/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere hakim davada sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve neticei taleplerle bağlıdır. Onların tavsifleri ile bağlı olmadığından önüne gelen davada iddia ve müdafadaki neticei talepleri karara bağlamak hakimin görevidir. Diğer taraftan anılan yasanın 72.maddesi gereğince hakim iki taraftan birinin talebi olmaksızın resen bir davayı inceliyemez.
Davacının 2.1.2003 tarihli dava dilekçesi incelendiğinde, amacının; kayden maliki olduğu 13 parseline komşu parsellerden Türk Medeni Kanununun 747.maddesinin kendisine sağladığı yasal hakka sığınarak geçit hakkı istemek olduğu açıkça görülmektedir. Davada Mahkemenin hüküm kurduğu üzere haritasında yol olarak işaretlenen yerin geometrik durumunun değiştirilmesi ve 12 parsel ile ilgili tapu iptali ve tescil istemleri yoktur.
Mahkemece yapılması gereken iş; davanın geçit hakkı davası olduğu düşünülerek 3 parsel sayılı taşınmaz malikleri aleyhine harçlı dava dilekçesi ile dava açılmasını sağlamak veya açılacak davayı bu dava ile birleştirmek, yukarıdan beri sayılan ilkeler doğrultusunda uygun geçit güzergahı aramak ve sonucu doğrultusunda hüküm kurmak olmalıdır. Davanın yanlış nitelendirme sonucu yazılı şekilde hükme bağlanması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harçlarının istek halinde yatırana iadesine, 6.3.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.