YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/7745
KARAR NO : 2006/9511
KARAR TARİHİ : 22.09.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı Hazine vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.5.1993 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine bozma ilamınada uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 31.1.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Mera, bir veya birden fazla köy ve kasaba halkına, bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera yaylak ve kışlaklar, özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanmaz, sınırları daraltılamaz (Mera Kanunu m.3-4)
Mera yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanabilir. Tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmada ileri sürdükleri verileri tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun yeterince araştırılması gerektiğinde, köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığı aracılığıyla araştırılması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerekir.
Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangibir yararlanma ilişkisi bulunmayan yansız anlatımda bulunabilecek yöreyi iyi bilen ve çevre köy yada kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir. (Bu kural, dava konusu yerin mera yaylak ya da kışlak olarak kullanılmasında, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların yararlarının bulunmaması ve bu nedenle de yansız anlatımda bulunacakları düşüncesinden kaynaklanmaktadır.)
Mahkemece yapılacak keşifte, tahsise dayanılıyorsa, tahsis kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, taşınmazın mera olmadığı iddiasının
bulunması halinde varsa çevre taşınmazlara ait kayıtlar da uygulanarak dava konusu yeri ne şekilde okuduğunun , çevre taşınmazlarla toprak yapısı kıyaslanarak, uzman bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir.
Kadimlik iddiasında ise, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir.
Somut olayda davacı, kadim mera iddiasına dayanarak davalı adına özel mülkiyete konu edilen taşınmazın tapusunun iptalini istemiş, davanın kabulüne dair karar Dairemizce, davalının dayanağı olan belgelerin incelenmesi ve taşınmazın niteliğinin yukarıda sözü edilen ilkeler uyarınca araştırılması gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan araştırma ve inceleme sonucu davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli görülmemiştir. Şöyleki;
Taşınmazın niteliğinin araştırılmasında, başka köyden yöreyi iyi bilen, yaşlı ve tarafsız bilirkişi ve tanıkların dinlenmesi gerekirken bu kuralın gereği yerine getirilmemiştir. Davacının dayanağı olan tapuların sınırları “şafak”, “sırt”, “yol” gibi istikamet gösteren sınırları okuduğu bu gibi tapuların değişken sınırlı olması nedeniyle miktarına değer verilmesi gerektiği ilkesi de gözetilmemiştir.
O halde yapılacak iş, başka köylerden seçilecek yöreyi iyi bilen yaşlı ve tarafsız yerel bilirkişiler ile ve ayrıca ziraat mühendisi bilirkişi aracılığı taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak taşınmazın niteliğinin saptanması ve davalının dayanağı olan tapu kayıtlarının sağlıklı bir şekilde uygulanması, keşfi izlemeye yeterli ve denetime uygun krokide hazırlatılarak sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır.
Açıklanan yönler üzerinde durulmadan yetersiz ve çelişkili bilirkişi beyanlarına dayanarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.9.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.