Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/7774 E. 2006/10297 K. 02.10.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/7774
KARAR NO : 2006/10297
KARAR TARİHİ : 02.10.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.12.2003 gününde verilen dilekçe ile borçlu olmadığının tesbitine istirdat ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 16.3.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, düzenlemesi Borçlar Kanunun 270 ve devamı maddelerinde yapılan l yıllık süreli ve 10.01.2003 başlangıç tarihli hasılat kira ilişkisinden kaynaklanan istirdat, maddi ve manevi zarar tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece dava reddedilmiş, hükmü davacı kiracı temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacının aşağıda bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Aşağıda da sözü edileceği üzere taraflar arasındaki 10.1.2003 tarihli hasılat kira sözleşmesi davacının 18.4.2003, davalının ise 19.3.2003 tarihli ihtarları ile fesih edilmiş, tarafların fesihteki iradeleri birleşmiştir. Kira sözleşmeleri gibi iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde fesih halinde tarafların isteyebileceği menfi zararlarından ibarettir. Kısaca menfi zarar, fesih edilen sözleşme yapılmasaydı bu sözleşmenin yapılmasından dolayı tarafların mal varlıklarında meydana gelen azalma, başka bir deyişle sözleşmenin ifası uğruna yaptıkları harcamalardır. Kar kaybı, müspet zarar kapsamında kaldığından ve sözleşmeyi fesh eden tarafça istenemeyeceğinden mahkemenin davacının kar yoksunluğu zararına yönelik istemin ve kanıtlanmayan tadilat giderlerine ilişkin talebin reddinde bir yanılgı yoktur. Ancak, yine menfi zarar kapsamında kalan ve davacı tarafından belgelenen 442.500.000 TL su giderine ilişkin isteğin hüküm altına alınması gerekirken bu bölüm davanın reddi bozmayı gerektirir. Bundan ayrı, hasılat kira sözleşmelerine uygulanması zorunlu ve kiralayanın borçlarını hükme bağlayan B.K.nun 272 ve devamı maddeleri uyarınca kiralananın sözleşmedeki amacına uygun olarak kiracıya teslimi ve kira süresi içerisinde bu şekilde kullanmaya hazır tutulması kiralayanın önde gelen borcudur. Somut uyuşmazlıkta, kiralanan yerde yapılacak işin gereği olarak kiralanana ait elektrik ve suyun davalı kiralayan tarafından sağlanması sözleşmenin 3.maddesinde kararlaştırılmıştır. Ne var ki, kira süresi 10.1.2003 tarihinde başladığı halde kiralanana su temin edilemediği, elektriğin de mevcut borcundan ötürü kira süresi içerisinde kesildiği, ancak 4.4.2003 tarihinde borcun yatırılması üzerine temin edilebildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bütün bunların sonucu olarak kiralanan kendi kusuru olmaksızın kiracı tarafından kullanılmadığından kiracının kira parası ödemesi gerekmez. Öte yandan; akdin icrasını engelleyen bu önemli nedenler ayrıca davacı kiracıya fesih hakkı verir.
Ancak davacı B.K.nun 274 maddesinin kendisine tanıdığı fesih hakkını derhal kullanmamış, feshi davalıya gönderdiği 18.4.2003 tarihli ihtarında bildirmiştir. Davalı da bu tarihten önce 19.3.2003 tarihli ihtarında fesih ihbar ettiğinden tarafların 10.1.2003 başlanğıç tarihli sözleşmeyi fesihte iradeleri birleşmiştir. Böyle olunca, davacının feshi ihbar ettiği 18.4.2003 tarihinden sonra kira parası ödemesi gerekmez. Öyleyse, davalının davacıdan isteyebileceği kira parası sözleşmenin başladığı 10.1.2003 tarihinden sözleşmenin davacı tarafından fesh edildiği 18.4.2003 tarihine kadar 3 ay 8 günle sınırlıdır. Mahkemece bu süre dışında kalan, davalıya peşin olarak ödenen 5 milyar lira ile yine davalının tahsil ettiği 10.2.2003 ve 10.3.2003 vadeli her biri 1 milyar lira olan senetler toplamı 7 milyar liradan kira süresi için ödenmesi gereken miktar düşülerek davalıda sebepsiz kalan kira parasının istirdatına, ayrıca , aylık kira parasının tahsili için düzenlenerek davalıya verilen, davacının ödeme yapmadığı senetler nedeniyle davacının borçlu olmadığının tesbitine karar verilmelidir. Mahkemece bu olgu gözden kaçırılarak davanın bütünüyle reddi doğru olmamış, kararın açıklanan bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddi ile hükmün 2 bent uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 2.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.