YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/78
KARAR NO : 2006/3066
KARAR TARİHİ : 17.03.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 6.1.2000 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 8.7.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, kiralanandan haksız tahliye nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi istemi ile açılmıştır.
Mahkemece istem kısmen hüküm altına alınmış, kararı davalı temyiz etmiştir.
Gerçekten hükmüne uyulan Yargıtay ilamında vurgulandığı üzere; 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75.maddesi uyarınca mülki amirin işgal edilen taşınmazlardan tahliye yetkisi devletin özel milkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlar içindir. Bu hükümden belediyelerin yararlanma olanağı bulunmadığından tahliye konusunda bir mahkeme kararı olmadan davalının mecurdan çıkarılması haksız tahliye olup, davacı tazminat talebinde bulunabilir.
Eldeki davada tüm sorun, müsbet zarar kapsamındaki kar kaybı zararı bulunurken izlenmesi gereken yolun ne olacağı noktasında toplanmaktadır. Belirtilmelidir ki, kar kaybı, kardan yoksun kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Burada davalı kiralayanın kusuru ile davacının mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmaya engel olunmuştur. Mal varlığındaki çoğalmanın gelecekteki durumu somut delillerle kanıtlanamayacağından kar kaybı zararı ancak varsayımlara dayalı olarak yapılabilir. Somut olayda da hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda davacıya ait işletme hasılatı (aktifi) bulunmuş, ancak bulunan işletme hasılatından Borçlar Kanunununun 325.madde hükmü kıyasen uygulanarak davacının çalışmadığı dönemdeki yapması gerektiği halde yapmayarak tasarruf ettiği (işçilik, elektrik, su personel giderleri vs.) ve bo
kaldığı süre içerisinde başka işten sağlayarak veya sağlamaktan kasten kaçındığı değerlerin ne olabileceği hesaplanıp düşülmemiştir. Mahkemenin hukuki olan bu konuda bilirkişi raporuna bağlı kalması doğru değildir. Çünkü davacı kiracının talepte haklı olduğu kar kaybı zararı kiralanan işletmenin net karı olmalıdır. Diğer yandan Borçlar Kanunununun 42.maddesi uyarınca zararı isbat etmek bunu iddia eden tarafa düşer Ortada bir zarar varsa ve fakat bunun gerçek miktarı isbat edilemiyorsa hakimin duruma müdahale etmesi halin mutad cereyanına ve zarar gören tarafın aldığı tedbirlere nazaran zararı adelete uygun tayin etmesi gerekir. Mahkemenin anılan yasa hükmünden yararlanarak zararın adalete uygun saptanıp saptanmadığını denetlememesi de doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece yapılması gereken … bilirkişiden ek rapor alınarak yukarıda söylendiği üzere davacı zararını kesinti yöntemi ile hesaplatmak, raporda anlatılanlara bakılarak olaya Borçlar Kanunu 42.madde hükmünün uygulanıp uygulanmayacağını düşünmek, hasıl olacak sonuca ve adalete uygun bir hükme varmak olmalıdır. Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ. Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle, BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 17.3.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.