YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8192
KARAR NO : 2006/9877
KARAR TARİHİ : 26.09.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.4.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 2.3.2006 günlü hükmün Yargıtayca davacı köy muhtarı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, bağıştan rücu istemiyle açılmış,
Mahkemece dava reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava konusu taşınmaz köy içinde ve 323 m2 yüzölçümündedir. Taşınmaza ait resmi akit tablosundan davacı köyün arsa niteliğindeki bu taşınmazı 1984 yılında Köy Ziraat Teknisyenliği Hizmet binası ve lojmanları yapılmak koşulu ile davalı Hazineye bağışladığı görülmektedir. Davacı köyün bu bağışı yapmaktaki amacı köye Ziraat Teknisyenliği binası ve lojmanı yapılarak Ziraat Teknisyenliği hizmetlerinden tüm köylüyü yararlandırmaktır. Uyuşmazlığın ortaya konan bu niteliğine göre çekişmenin Borçlar Kanununun koşullu bağış hükümleri çerçevesinde çözüme kavuşturulması gerekeceği açıktır. Gerçekten, Borçlar Kanununun 244/3. maddesi hükmünce bağışlanan bağışlamayı takyit eden mükellefiyeti haklı bir sebep olmaksızın icra etmezse bağışlayan, bağışlanan malın istirdatını isteyebilir. Taraflar arasında bağış bağışlanan arsa üzerine Köy Ziraat Teknisyenliği Hizmet Binası ve Lojmanları yapılması koşuluna bağlı olduğu halde davalı bu hizmetleri yerine getirmemiş, akdin haklı bir nedene dayanarak ifa edilmediğini de savunmamıştır. Her ne kadar Borçlar Kanunun 246. maddesi hükmünde bağıştan rücu sebebine vakıf olunduğu günden itibaren bir sene içinde dönülebileceği (dava açılabileceği) hükme bağlanmış ise de, bir senelik zamanaşımı süresi bağışın esaslı koşulunun
yerine getirilmesindeki umudun tükendiği tarihten başlar. Dava 2.8.2004 tarihinde açılarak, davalıya bağıştan rücu iradesi bu tarihte bildirildiğinden davalı da zamanaşımının daha önceki bir tarihten başladığını savunup kanıtlamadığından zamanaşımı da gerçekleşmemiştir. Bağışlamanın bir süre ile sınırlı olarak yapılmamış olması da davacının bağıştan rücu hakkını kullanmasına engel teşkil etmez. Böyle olunca bağışlamadaki davacının amacı gerçekleşmediğinden davacı koşullu bağıştan dönerek bağışlananının kendisine verilmesini isteyebilir. Mahkemece istemin açıklanan bu olgular gözetilerek hüküm altına alınması yerine yazılı bazı gerekçelerle davanın reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.09.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.