YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8241
KARAR NO : 2006/9756
KARAR TARİHİ : 25.09.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 4.2.2002 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 23.12.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, evlilik birliği içinde edinilen taşınmaz malın kendi adına alındığı iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının tapu iptali ve tescil davası reddedilmiş, evin raiç değeri olarak belirlenen tutarın yarısı olan 30 Milyar Liranın davalılardan tahsiline karar verilmiş hükmü taraflar temyiz etmiştir.
1-7.10.1953 tarih, 7/8 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere; sicilde eşlerden biri adına kayıtlı bulunan bir taşınmazın, gerçekte kendi namına satın alınması gerektiğini ve bedelini de kendisinin verdiğini ileri sürerek kaydın adına tashihini isteyen diğer eşin bu isteğinin kabul edilebilmesi için, aralarında Medeni Kanunun 706. maddesi ( Önceki Medeni kanunun 634. maddesi) hükmüne göre düzenlenmiş resmi bir sözleşme olması gerekir. Böyle bir sözleşme yoksa davacının mülkiyet aktarımı için geçerli bir hukuki nedene dayandığından söz edilemez ve ayın (mülkiyet) iddiası dinlenemez. Salt bedelin davacı tarafından ödenmiş olması veya eşler arasında temsil ilişkisinin bulunması da kaydın iptalini gerektirmez.
Eldeki davada, davacı resmi biçimde düzenlenmiş belgeye ve yemin deliline dayanmadığından tapu iptali ve tescil isteğinin reddine karar verilmesinde yasaya aykırı bir yön yoktur. Davacının açıklanan hususları amaçlayan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalıların bedel ödetilmesine ilişkin hüküm bölümüne yönelik temyiz itirazlarına gelince;
HUMK.nun 72. maddesi uyarınca hâkim iki taraftan birinin talebi olmaksızın kendiliğinden bir davayı tetkik ve sonuçlandıramaz. Diğer yandan anılan yasanın 74. maddesi gereğince de hâkim her iki taraftan iddia ve müdafalarıyle bağlıdır. İddia veya savunmada geçmeyen bir konu hakkında hüküm kurulamaz. Eldeki dava davacı eş tarafından davalılar miras bırakanı Cemal üzerindeki kaydın aktarılması istemiyle açılmıştır. Ne davanın açıldığı dava dilekçesinde ne de sonradan dava ıslah edilmek suretiyle davacı mülkiyet aktarımına ilişkin istem kabul edilmezse ikinci kademedeki istem olarak tazminat niteliğinde bir bedelin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmemiştir. Hâkimin gerçek olarak saptadığı bir husus dava konusu yapılıp mahkeme önüne getirilmeden o davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması olanaklı bulunmadığından mahkemenin dava konusu bağımsız bölümün yarı bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır.
Karar açıklanan bu nedenle davalılar yararına bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
Hükmün 2. bent uyarınca davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 25.09.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.