Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/8479 E. 2006/13423 K. 20.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8479
KARAR NO : 2006/13423
KARAR TARİHİ : 20.11.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.05.2006 gününde verilen dilekçe ile tapuda vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 05.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin dava değeri yönünden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, tapu kaydındaki vakıf şerhinin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece istem reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Çekişme konusu 59 ada 28 parsel sayılı taşınmazın 1976 yılında yapılan kadastrosunda «… Vakfı’ndan» geldiği kütüğün beyanlar hanesinde işaretlenmiştir. Aynı konuda Tapu Sicil Müdürlüğü 20.05.2005 günlü yanıtında şerhin … Bölge Müdürlüğünün talep etmesi üzerine 14.02.1994 tarihinde işlendiğini bildirmiştir. Görülüyor ki; kadastro tutanağı ile Tapu Sicil Müdürlüğünün yanıtı arasında açık bir çelişki bulunmaktadır. Öncelikle, bu çelişkinin nedeni üzerinde durulması şayet, Tapu Sicil Müdürlüğünün bildirdiği gibi vakıf şerhi kadastro tutanağının kesinleşmesinden 10 yıl geçtikten sonra konulmuşsa, olaya 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesi ve 02.04.2004 tarih 1/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının uygulanıp uygulanmayacağının düşünülmesi gerekir.
Yapılacak inceleme sonucu 59 ada 28 parsel kadastro tutanağına kadastro sırasında vakıf şerhinin konulduğu veya vakıf şerhi konulduğu halde bu şerhin kaydın tedavüllerinin işlenmediği sonucuna varılırsa, uyuşmazlıkta 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesi uygulama olanağı bulunmadığından, vakfın türünün araştırılması gerekir. Çünkü; vakıf taşınmazlardaki … idaresinin hakkı taviz bedeliyle sınırlıdır.
Eski hukukumuzda kaynağını Arazi Kanununun 4. maddesinden alan ve vakıfları mülkiyet hakkının devredilip edilmemesine göre vakfın nitelik bakımdan ayıran iki türünden bahsetmek yerinde olacaktır.
Bunlardan ilki, sahih vakıflardır. Sahih … aynı anda akara tahsisli gelirlerinden yararlanılan vakıf türüdür. Sahih vakıflarda getirdikleri gelirlere göre ya mukataalı vakıf veyahutta icareteynli … olarak ayrıma tabi tutulur.
Diğeri ise, sahih olmayan … yani tahsis ve irsat kabilinden gayrisahih vakıflardır. Bunlar padişah ya da onun izin verdiği kişiler tarafından miri arazi türü denen arazi üzerinde meydana getirilen vakıflardır.
Arazi Kanunnamesinde miri araziler, … köy ve kasabaların tümüyle dışında kalan tarla, çayır, yaylak, kışlak, koru veya benzeri yerler olarak tarif edilmektedir. Görüldüğü üzere sahih vakıfların konusunu … köy kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar teşkil etmekte iken sahih olmayan vakıfların konusunu anılan … yerleşim birimlerinin tümüyle dışında kalan miri yani Devlete ait araziler teşkil etmektedir.
Uygulama ve doktirinde vergi ve resimlerin (aşar ve rusumatın) bir hayır cemiyetine tahsis edildiği vakıflarda her ne kadar 2762 sayılı … Yasanın 27. maddesinde sahih olmayan … yönünden tam bir açıklık bulunmamakta ise de; taviz bedeli alınamaması gerektiğinde tam bir birlik vardır. Açıkçası vakıfların taviz bedeli alınarak mülkiyetini mutasarrıfına terk edeceği vakıf türleri sahih vakıflardır. Gayrisahih olan vakıf türlerinde … İdaresinin taviz bedeli istemesine olanak bulunmadığından … Genel Müdürlüğünün dava açarak sahih olmayan bir vakfa ait şerhin tapu siciline işlenmesini istemesinde de hukuki yararı yoktur.
Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu ayrı ayrı olacağından bu taşınmazların … köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığının dosya üzerinde yapılan bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkartılması doğru olmaz. O yüzden incelemenin keşfen yapılması taşınmazın konumunun düzenlenecek paftada … köy ve kasaba ya da şehirlere göre haritasında işaret edilmesi vakfın niteliği hakkında bu belirlemeden sonra görüş bildirilmesi gerekir.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin vakıf şerhinin doğrudan kaldırılması gerekip gerekmediğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır. Hal böyle olunca vakıflara ait tapu kaydı ilk tesisinden getirtilmeli, vakıf durumunu gösterir kayıtlar ve dayanılan diğer belgeler merciinden istenmeli, … Genel Müdürlüğünden kayda işaret edilmiş vakfın türü hakkında bilgi alınmalı ve HUMK.nun 275. maddesi uyarınca yukarıdan beri sayılan ilkeleri kapsar biçimde bilirkişi görüşüne başvurularak sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece tüm bu hususlar bir yana bırakılarak somut olaya uygun düşmeyen bazı gerekçelerle davanın reddedilmiş olması doğru olmamış, eksik inceleme araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu verilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 20.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.