YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8728
KARAR NO : 2006/10583
KARAR TARİHİ : 09.10.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 1.11.2005 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 2.5.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 36 parsel sayılı taşınmazının sınırından 2 metre içeride davalının duvar yapmak suretiyle müdahalede bulunduğundan bahisle elatmasının önlenmesini ve duvarın kal’ini talep etmiştir.
Davalı taşınmazının sınırlarının 3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesi uyarınca yapılan uygulama sonucu değiştiğini, bu nedenle daha önce yapılan kömürlüğün tecavüzlü hale geldiğini, bedeli ödendiği taktirde 37 parsel sayılı taşınmazının sınırlarını İmar kanunu ile çizilen sınırlara uygun hale getireceğini beyan etmiştir.
Mahkemece davacı taşınmazına tecavüzlü olan yapıların bedeli verilen süre içerisinde davacı tarafından yatırılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Elatmanın imar uygulamasından ileri geldiği savunulduğuna göre, İmar yasasının konuya ilişkin hükümlerinin irdelenmesinde yarar vardır.
Yasal ayrıcalıklar dışında, Medeni Kanunun 684/1 ve 718/2.maddelerine göre arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Bunun ayrıcalıklarından birisi de 3194 sayılı İmar Yasasının 18/9.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde “…
Tamamının veya bir kısmının plan veya mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülmeyen yapılar ise, birden fazla parsele rastlayabilir. Hisseli bir veya bir kaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe, bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur.” şeklindedir.
Getirilen bu özel hüküm ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı (bina) ile ilgilidir. Gerçekten; yapı (bina) denilince arzdan zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ayrılmasına olanak bulunmayan parçayı anlamak gerekir. Duvar ise, 3194 sayılı İmar Yasasının 18/9. maddesinde sözü edilen yapı (bina) niteliğinde değildir. Böyle olunca, davacının kal’ini istediği duvar için bir bedel ödemesi gerekmez.
Somut olayda; davacı davalının duvarının taşınmaz mülkiyet kapsamı kaldığını ileri sürdüğüne ve bu taşkınlığın da imar uygulamasından kaynaklandığı bilirkişi raporu ile sabit olduğuna duvar 3194 sayılı İmar Yasasının 18/9. maddesinde sözü edilen yapı niteliği taşımadığına göre duvarla ilgili davanın, davacı tarafın bir bedel ödemesi gerekmeden kabulü gerekir.
Diğer taraftan; davacının yine imar uygulaması sonucu taşınmazına taşkın hale gelen kömürlükle ilgili bir davası bulunmadığı halde dava varmışçasına kömürlükle ilgili bedel depo ettirilmesine karar verilmesi de HUMK.nun 74. maddesine aykırıdır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 9.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.