Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/8742 E. 2006/10722 K. 10.10.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8742
KARAR NO : 2006/10722
KARAR TARİHİ : 10.10.2006

MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 27.9.2004 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi karşı dava dilekçesi ile de mecra hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen 13.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar-k.davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, elatmanın önlenmesi ve kal, karşı dava ise mecra irtifakı kurulmasına ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı-karşı davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mecra irtifakı kurulması Türk Medeni Kanununun 744.maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen madde uyarınca “her taşınmaz maliki zararının tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı, gaz veya benzerlerine ait boruların, elektrik hattı kablolarının başka yerden geçirilmeleri olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmak zorundadır” mecra irtifakı kurulması istemine ilişkin davalarda bu istemin kabulü için öncelikle mecra irtifakı tesisi talep edenin ihtiyaç içinde olup olmadığına bakmak gerekir. Bundan sonra da fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi uyarınca irtifak hakkı ile yükümlü kılınacak taşınmaz malikinin en az zarar göreceği şekilde kurulmalı ve fakat her halde irtifak hakkının bedeli talepte bulunandan alınarak yükümlü taşınmaz malikine ödenmek üzere depo ettirilmelidir.
Somut olayda, bir petrol şirketi olan karşı davacının yeraltından geçirilecek borularla denizden karaya petrol akışını sağlamak üzere mecra ihtiyacında olduğu sabittir. 5015 sayılı Petrol Piyasası Knununun 11.maddesi uyarınca; bu kanun kapsamındaki tesisler için gerekli arazi, arsa ve binalara ilişkin hak veya mülkiyet edinimlerinin öncelikle anlaşma yoluyla yapılması esastır. Kanunda öngörülen faaliyetlerin gerektirmesi halinde, iletim hatlarının mecralarına isabet eden arazi ve arsalarda irtifak hakkı tesisine ilişkin edinimler 2942 sayılı Kanunda belirtilen esaslar dahilinde kamulaştırma yoluyla da yapılabilir. Nitekim bu yolu seçen karşı davacının temyize konu bu davanın açılmasından sonra Petrol Piyasası Denetleme Kuruluna başvurarak kamulaştırma yetkisi aldığı ve davacıların taşınmazlarının da içinde bulunduğu taşınmazlarla ilgili kamulaştırma işlemlerinin devam ettiği dosyada mevcut kamulaştırma plan dosyası ile anlaşılmaktadır. Kamulaştırma ile kamulaştırılan kısmın tam bedeline hükmedileceğinden fedakarlığın denekleştirilmesi perensibi uyarınca davacıların yararına olan bu işlemin karşı davacı tarafından sonuçlandırılması gerekir. Davacıların zararına yol açacak şekilde mecra irtifakı kurulması talebi hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir.
Yerel mahkemece yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gözetilerek kamulaştırma işlemlerinin sonuçlandırılmasının beklenmesi gerekirken, davacıları zarara uğratacak belediyenin özel mülkiyet sınırlarına girilmemesi koşuluyla verdiği boru döşeme iznine aykırı olacak ve boru hattı ile nakledilen maddenin niteliğine göre tehlike yaratacak şekilde karşı davacının daha önceden var olan hattının yanından, iki metre genişliğinde mecra irtifakı kurulmasına karar verilmiş olması yanlış olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 10.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.