YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8746
KARAR NO : 2006/14424
KARAR TARİHİ : 05.12.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.3.2005 gününde verilen dilekçe ile mülkiyetin aidiyetinin tespiti istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 4.5.2006 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 5.12.2006 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. … ile karşı taraftan davacı Hazine vekili Av…. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, 1960 yılında yapılan tapulama sırasında mera olarak sınırlandırılan 486 ada 19 parsel sayılı taşınmazın 3194 sayılı Yasanın 11 maddesi uyarına 18.4.1986 yılında davalı … adına “ arsa “ vasfı ile tescil edildiğini ve 2000 yılında da imar uygulamasına tabi tutulduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazın mülkiyetinin Hazineye ait olduğunun tespitini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hükmü, davalı … temyiz etmiştir.
Kural olarak tespit davasının dinlenebilmesi için genel dava şartlarından başka iki … koşula ihtiyaç vardır. Bu koşullara öğretide ve Yargıtay uygulamasında “ Tespit davasının kendine özgü koşulları” denilmektedir. Sözü edilen bu … koşullar ;
1- Tespit davasının konusunu ancak bir hukuki ilişki oluşturabilir. Bu nedenle , konusu yalnızca maddi vakıalar olan tespit davaları dinlenemez. Maddi vakıalar ancak hukuki bir ilişki ile birlikte tespit davasına konu olabilir.
2- Hukuki ilişkinin tespitinde hukuki yarar bulunmalıdır.
Hukuki yararın varlığının kabul edilebilmesi için ise; bir hakkın veya hukuki durumun tehdit edilmesi , tehlikenin yakın ve ciddi olması ,bu tehdit nedeniyle de davacının hukuki durumunun belirsizlik içinde bulunması ve tespit hükmünün bu tehlikeyi ortadan kaldıracak nitelikte olması zorunludur.
Öğretide ve Yargıtay uygulamasında kural olarak, “ eda davası “ açılmasının mümkün olduğu hallerde tespit davası açılmasında hukuki bir yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yarar dava şartlarından olup taraflarca ileri sürülmese de mahkemece kendiliğinden gözetilmesi zorunludur. Somut olayda , eda davası açılması mümkün bulunduğundan az yukarıda açıklandığı üzere davacı tarafın taşınmazın mülkiyetinin Hazineye ait olduğu iddiasıyla tespit davası açmasında hukuki yararı yoktur.
Tüm bu nedenlerle, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda yazılı nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 450.00 Y.T.L. Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 5.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.