Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/9575 E. 2006/12368 K. 02.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/9575
KARAR NO : 2006/12368
KARAR TARİHİ : 02.11.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.07.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 08.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece dava reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Kural olarak bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, inanç ilişkisi yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, makine ile yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış, parmak izli veya mühürlü senetler gibi.) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK.nun 292.maddesi uyarınca “tanık” dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.
Yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin yazılı belge gibi kat’i deliller arasında sayılan ikrar (HUMK.m.236) ve yemin (HUMK.m.344) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Bu nedenle davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması da gerekir.
Somut olaya gelince;
Dosya içerisinde bulunan 31.07.2002 tarihli “Beyan ve İkrar” başlıklı belge davalının imzasını taşımaktadır. Davalı bu belge metnini ve imzasını yargılama sırasında inkar etmemiştir. Anılan belgede davalının dava konusu taşınmazı davacı tarafından lehine ferağı yapıldığını ancak davacı …’un ilk talep etmesinde kendi lehine veya göstereceği bir başka kişiye ferağını yapacağını ikrar ettiği görülmektedir.
HUMK.nun 236/4. maddesi «mahkeme dışındaki ikrarı teyit edecek delail ve emare mevcut ise hakim buna binaen hüküm verebilir» şeklindedir. Davalının metnini ve imzasını inkar etmediği mahkeme dışında düzenlenen dayanak belge içeriği ikrar niteliğide olup, dosyada mevcut diğer delillerde bu ikrarı doğrulamaktadır. Öyle ise, ikrar niteliğindeki belge davacı yararına kesin delil teşkil eder. Davacı davalıyla olan inanç ilişkisini ikrar niteliğindeki yazılı delille kanıtladığından mahkemece istemin kabulü yerine kat’i delil sayılan davalının ikrarı (HUMK.m.236) bir yana bırakılarak davanın reddedilmiş olması doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 02.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.