Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/9949 E. 2006/11021 K. 16.10.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/9949
KARAR NO : 2006/11021
KARAR TARİHİ : 16.10.2006

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.5.2005 gününde verilen dilekçe ile meraya müdahalenin men’i istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 29.5.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davada tahsisli ve kadimli köy merası olan taşınmazların bir kısmının davalı …, bir kısmının da diğer davalı köy tüzel kişiliğine ait idari hudutlar içine alındığını iddia eden davacı bu şekilde ortaya çıkan müdahalenin önlenmesini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu edilen mera bölümlerine davalı … ve köy tarafından elatma olmadığından açılan davanın reddine, krokide (A) harfi ile gösterilen ve Hazine adına tespit edilen yerle ilgili istemin reddine, (B) ve (C) harfi ile gösterilen yerlere ilişkin davanın kabulüne, gerçek kişilerinin elatmalarının önlenmesine karar verilmiş,
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
1-HUMK.nun 74, 75 ve 76 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde maddi olayı vakalara dayanarak anlatmak görevinin davanın taraflarına, anlatılan olaylara uygun Yasa hükmünü bulup uygulamak görevinin ise Hakime ait olduğu görülür.
Somut uyuşmazlıkta, yerinde keşif yapılmış, bilirkişi tarafından 5.5.2006 tarihli kroki ve rapor düzenlenmiştir. Düzenlenen krokiye göre, davalılara ait idari sınır kapsamında kadastro çalışmaları yapıldığı, bu çalışmalar sırasında davalı Irmaklı köyünün kadastro çalışma alanı sınırının davacı köyün mera alanlarını da kapsar şekilde genişletildiği, davacı köy tüzel kişisinin çalışma alanı sınırının genişletilmesiyle ortaya çıkan muarazanın giderilmesini istediği anlaşılmaktadır.
Dava, ortaya konan bu niteliğine göre düzenlemesi 3402 sayılı Kadastro Kanununun 4.maddesinde yapılan kadastro çalışma alanı belirlemesine itiraz davasıdır. Gerçekten davalıların davacı tarafından dava konusu yapılan mera alanlarında eylemli bir elatmalarının olmaması da bu görüşü doğrulamaktadır.
Az yukarıda söylendiği üzere, Yasanın anılan hükmü kadastro çalışma alanı belirlenmesine itiraz davalarında uyulacak prosedürü göstermiş ve bu tür davaların kadastro Mahkemesinde görüleceğini hükme bağlamıştır. Esasen aynı konuda yine davacı köy tarafından Kadastro Mahkemesine dava açıldığı anlaşılmakta ise de; mahkemece bu davanın sonucu araştırılmamış, ilgili dava dosyası da getirtilerek incelenmemiştir. Davacı köyün kadastro çalışma alanına itiraz davasını görmekle Kadastro Mahkemesi görevli olduğundan bu bölüm istemi hakkında görevsizlik kararı verilmesi yerine çekişmenin esasının incelenmesi ve hükme bağlanması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Davada kadastro çalışma alanlarına itiraz işlemi dışında gerçek kişilerde davalı gösterilerek elatmanın önlenmesi istendiğinden gereçek kişi davalılar hakkındaki dava tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilip yürütülmelidir. Mahkemenin HUMK.nun 43. maddesi hükmünün göz ardı etmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz istemlerinin REDDİNE, hükmün 2. bent uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 16.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.