Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/10512 E. 2007/12135 K. 18.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/10512
KARAR NO : 2007/12135
KARAR TARİHİ : 18.10.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.06.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 08.05.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_
Davacı, davalılar … vekili ile … arasında … 8. Noterliği’nce resen düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile 21 parsel sayılı taşınmazdaki 7500/10070 payın satışının vaat edildiğini, bu payın davalı … tarafından … 8. Noterliği’nce resen düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile davacıya devredildiğini, tüm edimler yerine getirildiğinden taşınmazdaki payın adına tescilini istemiştir.
Davalı …, davayı kabul etmiş, davalı … ise azlettiği vekili … … eli ile işlem yapıldığından davanın reddini savunmuştur.
Müdahil olarak davaya katılanlar ise, taşınmazdaki dava konusu payı tapu maliklerinin mirasçılarından satış vaadi sözleşmesi ile satın alıp, payın devredilmemesi üzerine, tapuya şerh edilen İstanbul 1.Asliye Hukuk Hakimliği’nin 1976/370-508 sayılı kararı ile hükmen tesciline karar verildiğini, fakat tapuda işlem yapılamadığını, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, davalı …’nin azlettiği vekil tarafından yapılan satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğu, hukuki sonuç doğuracak nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Tam ehliyetli (sezgin,ergin ve kısıtlı bulunmayan) kişiler taşınmaz satış vaadi sözleşmesini tek başlarına yapabileceği gibi temsilci veya vekil aracılığı ile de yapabilirler. Vekile verilen satış vaadi sözleşmesi yapma yetkisi içeren vekaletnamenin, satış vaadi sözleşmeleri sonuç olarak ileride tapuda kayıtlı taşınmaz mülkiyetinin naklini gerektirdiğinden noterlikçe düzenleme şeklinde yapılması gerekir. B.K.nun 386/1 maddesinde tanımlanan vekalet “öyle bir sözleşmedir ki, vekile müvekkili yararına ve iradesine uygun bir sonuca yönelen bir iş görmeyi zaman kaydına tabi olmaksızın ve nispeten bağımsız olarak yapma borcunu, sonucun elde edilmesi riski vekile ait olmak üzere yükler.” Vekil, vekalet ilişkisinin sonuna kadar vekil edenin yararına ve onun iradesine uygun olarak hareket etmek, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınmak zorundadır. BK.nun 388. maddesinde kapsamı düzenlenen vekalet ilişkisi, istifa, azil, ölüm, ehliyetsizlik ve iflas veya vekaletnamede belirtilen (belirtilmiş ise) süre sonunda son bulmaktadır. Bunun yanında, müvekkil veya mirasçılarının, vekilin vekaletin sona erdiğini öğrenmeden yaptığı işlemlerden, vekalet hala mevcut imiş gibi sorumlu olacağı BK.nun 398. maddesinde hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda; davalı … ile vekili … … arasında 07.04.1999 tarihinde Beşiktaş 1.Noterliği tarafından düzenlenen vekaletname taşınmaz satışı yapabilme yanında, satış vaadi sözleşmesi yapma yetkisini de içermektedir. Vekaletnamedeki bu yetkiye dayanan dava dışı vekil, davalı … … ile 18.05.1999 tarihinde 21 parsel sayılı taşınmazın 7500/10070 payının satışı için … 8. Noterliği’nde resen satış vaadi sözleşmesi düzenlemişlerdir. Aynı gün Beşiktaş 1.Noterliği’nin 18678 yevmiye numaralı azilnamesi ile davalı …, vekili … …’ı azletmiştir. Beşiktaş 1.Noterliği’nin 24.11.2004 günlü yazısından, bu azilnamenin vekil … …’a tebliğ edilemediği, taşınmazın bulunduğu Tapu Sicil Müdürlüğü’ne ise, sözleşmenin düzenlendiği tarihten sonra 26.05.1999 tarihinde bildirildiği anlaşılmaktadır.
Görülüyor ki, vekil, satış vaadi sözleşmesinin düzenlendiği tarihte kendisine ulaşan bir irade beyanı bulunmadığından vekalet ilişkisinin sona erdiğini bilmemektedir. Davalı … …’ın da satış vaadi sözleşmesinin düzenlendiği tarihte vekalet ilişkisinin sona erdiğini bildiğine veya bilmesi gerektiğine dair dosya içeriğine yansıyan bir kanıt yoktur. Bu nedenle, biçimine uygun olarak düzenlenen satış vaadi sözleşmesi geçerliliğini korumakta ve davalı …’yi bağlamaktadır. Açıklanan nedenlerle, sözleşmenin geçerli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Diğer yandan, … oğlu …, … oğlu … ve … oğlu … adlarına müştereken kayıtlı bulunan dava konusu 21 parsel sayılı taşınmazın Şerhler Hanesinde, İstanbul 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 29.07.1976 gün ve 1976/ 370 sayılı yazısı ile 16.07.1976 gün ve 1976/370-508 Esas ve Karar sayılı kararına istinaden … … …, …, … adlarına tesciline karar verildiğine dair İ.İ.K.28. madde şerhi konulduğu yazılıdır. Davalı …, İstanbul 7.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin derdest 2002/775 Esas sayılı dosyasında, müdahiller … … …, … ve … yönelik, İstanbul 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1976/370-508 Esas ve Karar sayılı kararının sonuçlarının ortadan kaldırılması ve 21 parsel sayılı taşınmazın tapusunun adına tescili istemi ile dava açmıştır. Ayrıca, İstanbul 3.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin derdest 2000/359 Esas sayılı dosyası ile de, İstanbul 14.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1953/456-1019 sayılı kararı ile tapu maliki olduğu iddia edilen … oğlu …’nun mirasçılarını belirleyen veraset belgesinin iptalini istemiştir. Derdest olan bu davalar, satış vaadi sözleşmesinin infaz olanağının bulunup bulunmadığını etkilediği için sonuçları beklenmeden eldeki davanın esası hakkında hükme varmak mümkün değildir.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.10.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.