YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/10592
KARAR NO : 2007/10845
KARAR TARİHİ : 27.09.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.9.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.2.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, biçimine uygun düzenlenen 2.10.1992 günlü taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı miras payının tescili istemine ilişkindir.
Davalı, ortak miras bırakan …’in ölümünden sonra mirasçıları arasında 22.4.1996 günlü paylaşma sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme uyarınca davacının 2176 parseldeki miras hakkına diğer mirasçılara devrettiğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece istek hüküm altına alınmış 2176 parselde davalı adına olan payın 1/2 oranında iptali ile … mirasçılarından … adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan 2.11.1992 günlü sözleşmeden davalının, davacının da mirasçısı olduğu muris …’e 2176 parseldeki tüm hak ve hisselerinin satışı vaadinde bulunduğu, vaad alacaklısı …’in 26.3.1995 tarihinde öldüğü ve mirasçı olarak eşi davacı … ile kardeşleri …, …, …, … ve …’yi bıraktığı, tüm mirasçıların bir araya gelerek 22.4.1996 tarihli “anlaşma” başlıklı miras paylaşım sözleşmesi düzenledikleri, bu sözleşmenin birinci maddesindeki hükme göre davacı … ’ın 2176 parselde miras bırakanı … ’tan intikal eden miras hissesini diğer mirasçılar olan Kerim, Süleyman, …, … ve …’ye devrettiği görülmektedir.
Yukarıda sözü edilen 22.4.1996 günlü yazılı şekilde yapılan paylaşma sözleşmesi Türk Medeni Kanununun 676.maddesi hükmünce mirasçıları bağlar. Bu sözleşmede davacı mühür veya bir alet vasıtasıyla değil el ile sözleşmeyi imzaladığından Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 297.maddesi hükmünce sözleşmenin ihtiyar heyeti ve tanıklarca da tasdik edilmesi gerekmez. Hal böyle onluca; 2.10.1992 günlü satış vaadi sözleşmesi ile kazanılan hak 22.04.1996 günlü paylaşma sözleşmesine konu yapıldığından davanın reddi yerine yanılgılı değerlendirme sonucu hüküm altına alınması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 27.9.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.