Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/11016 E. 2007/12944 K. 30.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11016
KARAR NO : 2007/12944
KARAR TARİHİ : 30.10.2007

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.1.2007 gününde verilen dilekçe ile menfi tespit ve muarazanın men’i istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.5.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, İcra İflas Kanunun 72.maddesi uyarınca açılan menfi tespit ve muarazanın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı-kiracı, davalı-kiralayan ile 7.5.2002 tarihinde düzenlenen sözleşme ile ruhsatı davalıya ait bulunan İR 3388 nolu trona maden sahasının işletilmek üzere kiralandığını, sözleşmenin 11.1.2.maddesinde “ticari üretimin başladığı tarihte ve ticari üretim başlasın veya başlamasın her halukarda yatırım kararının alındığı tarihten itibaren dört tam yılın tamamlandığı tarihte işletme dönemi yıllık ruhsat kira bedeli başlar” şeklindeki düzenleme gereğince işletme dönemi 1 yıl kirasının 7.5.2006 ve 6.5.2007 tarihleri arasını kapsadığı ve kira bedelinin 11.2.maddeye göre kira dönemini takip eden ocak ayı içerisinde ödenmesi gerektiği halde davalının 7.5.2006 ila 31.12.2006 tarihleri arasını 1.kira dönemi kabul ederek kendilerinden bu döneme ilişkin olarak 2.600.000 Dolar kira ve 468.000 Dolar KDV olmak üzere toplam 3.068.000 Dolar karşılığı 4.333.243.20 YTL.nin 31.1.2007 tarihine kadar ödenmesi isteğinde bulunduğunu, sözleşme hükümleri uyarınca 1.yıl kira döneminin 7.5.2006-6.5.2007 tarihleri arasını kapsadığı ve kira bedelinin de takip eden ocak ayı içerisinde tahakkuk etmesi gerektiğinden muarazanın giderilerek
7.5.2006-31.12.2006 tarihlerini kapsayan döneme ilişkin kira borçlarının bulunmadığının tespiti isteğinde bulunmuştur.
Davalı-kiralayan, uyuşmazlığın kira borcunun ödeme zamanı ile ilgili olduğunu, davacı-kiracının 1.yıl kira dönemine ilişkin iddiasının yerinde olmadığını, 7.5.2002 tarihli sözleşmede kira döneminin açık ve net olarak düzenlendiğini, 7.5.2002 tarihli sözleşmenin 11.1.2.maddesinde; yıllık ruhsat kira bedelinin takvim yılı olarak tahakkuk edeceği, ay ve gün şeklindeki küsüratların tam yıla oranlanacağı kararlaştırıldığından işletme dönemi yıllık ruhsat kira bedelinin 7.5.2006 ila 31.12.2006 tarihleri arasında da tahakkuk edeceği ve takip eden her takvim yılının yeni bir kira dönemi olacağını, sözleşmede takvim yılı esasının benimsendiğini kira borcunun takvim yılı esasına göre tahakkuk edeceği yönündeki düzenlemenin de buna paralel olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacının muaccel hale gelmiş kira borcu bulunmadığının tespiti ile muarazanın giderilmesine karar verilmiş, hükmü davalı-kiralayan temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki akdi ilişki 7.5.2002 günlü hasılat kirası sözleşmesi ile kurulmuştur. Borçlar Kanununun 270.maddesi hükmünce hasılat kirası ile kiralayan kiracıya ücret karşılığında hasılat veren bir malın veya hakkın kullanılması ve semerelerini terk etmeyi borçlanır. Anılan yasanın 281.maddesi ise “kiranın tediyesi” başlığını taşımakla olup hüküm, “müstecir kirayı, akit ile yahut mahalli adet ile tayyün olan zamanda tediye ile mükelleftir.
Böyle bir zaman taayyün etmemiş ise kira beher senenin mürurundan sonra ve nihayet icar müddeditinin hitamında verilmek lazımdır…” şeklindedir.
Kuşkusuz kira sözleşmeleri iki tarafa da hak ve borçlar yükler. Sözleşme hukukunun temel ilkelerinden olan ahde vefa ve dürüştlük kuralları ile bağdaştığı sürece sözleşme, taraflarını bağlar ve taraflar bağlayıcı olan bu sözleşme hükümlerini yerine getirmek zorundadır.
Sözleşme hükmünün içeriği konusunda uyuşmazlık bulunduğunda ise hakim, Borçlar Kanunun 18.maddesi gereğince, tarafların gerçek ve müşterek amaçlarını belirleyerek uyuşmazlığı tarafların sözleşmedeki gerçek iradelerine uygun olarak çözmekle görevlidir.
Somut olayda;
7.5.2002 tarihli kira sözleşmesi ile İR 3388 ruhsat nolu maden sahasının 24 yıl süre ile işletilmesi davalı-kiralayan tarafından davacı kiracıya bırakılmıştır. Sözleşmenin 11.maddesi “Ruhsat Kira Bedeli” başlığını taşımaktadır. 11.1.maddede “yıllık ruhsat kira bedeli” tanımlanmış, 11.1.1. maddesinde “finansman tamin ve yatırım dönemi”ne ilişkin kira bedeli 11.1.2. maddesinde ise “işletme dönemi” kira bedeli düzenlenmiştir.
Uyuşmazlığa konu olan dönem, tarafların da kabulünde olduğu üzere işletme dönemi kira alacağına ilişkindir. Anılan madde; “ticari üretimin başladığı tarihte ve ticari üretim başlasın veya başlamasın her halükarda yatırım kararın alındığı tarihten itibaren 4 (dört) tam yılın tamamlandığı tarihte işletme dönemi yıllık ruhsat kira bedeli uygulaması başlar.
İşletme döneminde, yıllık ruhsat kira bedeli;
1-4.000.000 ABD Doları veya
2-Tek düzen muhasebe sistemine uygun olarak hazırlanan ve gelir tablosunda yer alan yıllık net satışlardan satılan ürünlere ait navlun bedellerinin (uluslar arası kabul görmüş navlun bedellerinden yüksek olmaması kaydıyla) tenzil edilmesiyle bulunacak meblağın %6’sından hangisi büyük ise o uygulanır.
Yıllık ruhsat kira bedeli takvim yılı olarak tahakkuk eder, ay ve gün (yıl 12 ay, ay 30 gün esasına göre) şeklindeki küsüratlar tam yıla göre oranlanır…” şeklindedir.
Sözleşmenin 11.2.maddesinde ise; “kira bedelinin ödeme zamanı ve şekli” düzenlenmiş olup “yıllık ruhsat kira bedeli olan 4.000.000 ABD Doları kira dönemini takip eden Ocak ayı içinde ödenir…” biçimindedir.
Tüm bu açıklamalar ışığında, olayda çözümlenmesi gereken husus; 7.5.2002 tarihinde imzalanan sözleşme hükümleri uyarınca işletme dönemine ilişkin kira dönemlerinin hangi tarihler arasını kapsayacağı ve buna göre 7.5.2006 ile 31.12.2006 tarihleri arasındaki dönemde kiracının kira bedeli ödemekle yükümlü olup olmadığının saptanmasıdır. Yukarıda da açıklandığı üzere bunun için taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümlerinin tarafların gerçek iradelerine uygun olarak saptanması gereklidir.
Buna göre yatırım kararı alınarak sözleşmenin imzalandığı 7.5.2002 tarihinden itibaren dört tam yıl geçmesine rağmen üretime başlanmadığından sözleşmenin 11.1.2.maddesi uyarınca işletme döneminin 7.5.2002 tarihine 4 tam yılın eklenmesi ile bulunan 7.5.2006 tarihinde başladığının kabulü gerekir.
Taraflar aynı maddede yıllık ruhsat kira bedelinin takvim yılı olarak tahakkuk edeceğini belirtmiş olduklarından, kira dönemlerinin takvim yılına göre 1 Ocak – 31 Aralık tarihlerini kapsaması gerektiği de açıktır. Sözleşmenin 11.2.maddesinde kira bedelinin, kira dönemini takip eden Ocak ayı içinde ödeneceği belirletilerek 11.1.2 maddedeki “takvim yılı” esasına paralel bir düzenleme getirilmiştir.
Uyuşmazlığa konu olan döneme gelince; işletme dönemi 7.5.2006 tarihinde başlamıştır. Yukarıda açıklandığı üzere takvim yılı esasına göre kira dönemi 1 Ocakta başlayacaktır. Ancak; sözleşmenin 11.1.2 maddesinde, takvim yılı esas alınarak tahakkuk eden ruhsat kira bedelinin ay ve gün şeklindeki küsüratlarının tam yıla oranlanacağı belirtilmiş olduğundan, işletme döneminin başladığı 7.5.2006 ila 31.12.2006 tarihleri arasındaki dönemde de kira bedelinin tahakkuk edeceği, bu bedelin tam yıl kira bedeline oranlanmak suretiyle bulunacağı ve bu kira bedelininin de sözleşmenin 11.2.maddesinde düzenlendiği üzere, kira dönemini takip eden Ocak ayı içinde ödeneceğinin kabulü gerekir. Kaldı ki, aksinin kabulü halinde belirtilen dönemde kiracının işletmeyi bedelsiz olarak kullanması söz konusu olacaktır ki, sözleşmede bu hususa ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır.
Belirtilen nedenle mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine 30.10.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.